ALTIN 248,5559
DOLAR 6,0494
EURO 6,7523
BIST 86.796
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

II. Abdülhamid Han kimdir?

25.04.2019
105
A+
A-

Abdülhamid Han nasıl öldü?, Abdülhamid Han nasıl kimdir?, Abdülhamid Han ile ilgili önemli bilgiler, ikinci abdülhamid han, Abdulhamid Han hayatı, Abdülhamid biyografisi, Abdülhamid Han Sözleri, tahttan indirilmesi, Sultan ikinci Abdülhamid Han Dönemi Osmanlı Haritası

II. Abdülhamid Han kimdir?
5 (100%) 3 vote[s]

II. Abdülhamid Han kimdir? Yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’ni uyguladığı doğru politikalar ile 33 yıl ayakta tutmayı başaran 2.Abdülhamid Han aynı zamanda 113. İslam halifesidir. Doğuya karşı İslamcı politikalar izleyen Osmanlı imparatoru Batıya karşı ise her daim dengeci bir yol izlemiştir.

Sultan Abdülhamid tahta çıktığı süreçte Osmanlı Devleti büyük bir bunalımın içindeydi. Ulu Hakan tahta geçmeden evvel Mithat Paşa’ya taahhüt vererek Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası olan Kanun-ı Esasi’yi 23 Aralık 1876’da ilan etmiştir.

Ayrıca o dönemlerde I. Meşrutiyet Döneminin başlaması, Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinin oluşturduğu ilk meclisin açılması gibi önemli olaylar yaşanmıştır. II. Abdülhamit Kanun-ı Esasi’nin113. Maddesinde yer alan ‘’idari sürgün yetkisi’’ ile kendine tanınan hakkı kullanarak Mithat Paşa’yı sürgüne yollamıştır.

Yıldız Suikasti

21 Temmuz 1905 günü cuma namazını kılmak üzere Yıldız Hamidiye Camii’ye gelen Sultan Abdülhamid’in cuma selamlığı her zaman olduğu gibi kalabalıktı. Devlet erkânı, yabancı büyükelçiler ve vatandaşlar bu önemli ana şahitlik etmekteydi. Ancak gelenler arasında uzun süredir bu an için hazırlık yapmış olan ermeni bir çetede bulunmaktaydı. Başını Belçikalı Joris’in çektiği bu eşkiya çetesi Avrupalı devletlerin destekleri ile Viyana’da imal edilerek gönderilen bir kupa arabasına 100 kilogramlık saatli bombayı kurarak cuma selamlığının yapıldığı Yıldız Hamidiye Camii önündeki yola yerleştirmişti.

II.Abdulhamid

Padişahın kendi arabasına yürüyüş süresi dahil her şeyin en ince ayrıntısına kadar hesaplandığı suikast Sultan Abdülhamit’in Şeyhülislam Cemaleddin Efendi ile cuma namazı sonunda alışılagelmişin dışındaki ayaküstü konuşması üzerine Sultan etki alanı dışında iken infilak eden bomba sonucu başarısız oldu. Asker sivil 23 kişinin öldüğü ve 58 kişinin yaralandığı bu olay tarihe Yıldız suikasti olarak geçti.

Yıldız Suikasti öteden beri Sultan ikinci Abdülhamid’e karşı girişilen bir dizi altını çizerek söylüyorum bir dizi suikast girişimlerinin sonuncusudur. Çünkü 1905’ten öncede Abdülhamid’i tahttan indirmenin bir yolu olarak görülmüştür. Ona karşı suikast düzenlemek, komplo düzenlemek, girişimlerde bulunmak ama bunların hiçbiri başarılı olamamıştır.”

Profesör Dr. Mehmet Metin Hülagü

Sultan II. Abdülhamid Han Hayatı

Sultan II. Abdülhamid Han Hayatı
Sultan II. Abdülhamid Han Hayatı

Bu hain terör saldırısının hedefi olan Sultan II.Abdülhamid’in babası Sultan Abdülmecid Han‘ın annesi Tirimüjgan Kadınefendi’dir. 22 Eylül 1842 Perşembe günü Çırağan Sarayı‘nda dünyaya geldi. Babasının vefatı ile yerine geçen amcası Sultan Abdülaziz diğer şehzadeler ile birlikte Abdülhamid’in eğitimi ile yakından ilgilendi.

“Abdülhamid şehzadeliği zamanında Sultan Abdülaziz döneminde serbest bir şehzadelik yaşamıştır. Çocukluğundan itibaren diğer Şehzadeler gibi özel eğitim almıştır. Abdülaziz’in Avrupa ve Mısır seyahatlerinde padişahın bizzat yanında yer almıştır. Bu ona önemli bir tecrübe katarak Avrupa’yı Mısır’ı kendi gözleriyle görmesine oradaki müesseseleri, faaliyetleri, çalışmaları, devlet icraatlarını yerinde görmek ona ayrıcalık kazandırmıştır. Nitekim Sultan Abdülhamid padişahlık süresi boyunca ziraat alanında, eğitim alanında, finans alanında, politikada ve devletin bayındırlık alanında pek çok yatırıma imza atmış bir padişahtır. Belirtmek gerekir ki Osmanlı’dan cumhuriyete intikal eden bu altyapı kurum ve kuruluşların önemli bir kısmı Abdülhamid’in imzasını taşımaktadır.”

Doç.Dr. Ali Satan

Sultan II.Abdülhamid Han Tahta Çıkışı

Sultan Abdülaziz’in darbeci cunta tarafından 1876 yılında tahttan indirilmesi ve şüpheli ölümü onun için hayatının en önemli dönüm noktalarından biridir. Abisi V.Murad’ın tahta geçirdikten üç ay sonra ruhsal çöküntü geçirmesi büyük bir idareye kaosa sebep oldu.İkinci Abdülhamid 31 ağustos 1876’da padişah ilan edilerek Osmanlı’nın 34. hükümdarı ve 98. İslam halifesi olarak 7 Eylül günü Eyüp’te kılıç kuşandı.

“II.Abdülhamid Osmanlı Devleti’nin çok zor bir döneminde tahta geçti. Hem dahili hemde harici sorunlar açısından onun tahta geçtiği dönem çok zorlu bir dönemdi. Abdülhamid tahta çıkmasından sonraki üç aylık dönemde tarihçiler güç sultanlar dönemi diyorlardı. Üç ayda üç sultan tahta geçmişti. Büyük diplomatik sorunlar vardı. Bunun yanı sıra alınan Osmanlı borcunun faizi ve ödemeleri konusunda Osmanlı Devleti’nin almış olduğu kararlar Avrupa kamuoyunda ciddi tartışmalara ve eleştirilere yol açmış durumda idi. Osmanlı Devleti açısından ikinci Abdülhamid belki de 19. yüzyılın en sorunlu dönemlerinden birinde tahta geçmiştir.”

Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu

Tersane Konferansı

Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışından çok kısa bir süre sonra 23 Aralık 1876’da İngiltere’nin başını çektiği büyük Avrupa devletleri İstanbul’da Tersane konferansını toplayarak Balkan sorununu tartışmaya başladı. Bu konferansta Osmanlı Devleti’nden çeşitli reformlar yapması isteniyordu.

“Bu konferansın toplanmasına kısa bir süre önce Mithatpaşa ki en fazla büyük devletler ile yakın ilişkileri sürdüren, Osmanlı Devleti’nde ingilizlerle en iyi ilişkileri olan devlet adamı olarak tanınıyordu. Sadrazam oldu ve konferansın birinci günü Osmanlı Devleti Kanuni Esasiye ilan edildi. Osmanlı Devleti bir yandan batılı devletlere şöyle diyordu; bakın ben Kanuni Esasiye ilan ettim. Meşruti monarşi ile dönüşüyorum. Dolayısıyla benden hiristiyanlarla ilgili özel reform istemeyin.”

Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu

Osmanlı-Rus Savaşı

Tersane Konferansı Osmanlı Devleti’nin aleyhine olmakla birlikte başlangıcından çok daha hafif taleplerde sonuçlandığı halde, ufukta savaş gözükmeye başlamıştı. 20 Mart 1877’de açılan 69 Müslüman ve 46 gayri müslimin yer aldığı meclis-i mebusan’ın ilk işi Avrupa devletlerinin oluşturduğu Osmanlı için hafifletilmiş şartlar içeren Londra protokolünün kabul etmemek odu ve Rusya eline geçirdiği fırsatı değerlendirerek Osmanlı Devleti’ne harp ilan etti. 2. Abdülhamid‘in yoğun muhalefetine rağmen gerilen Osmanlı-Rus savaşı Osmanlı Devleti’nin ağır yenilgisiyle sonuçlandı.

Ayasofya ve Berlin Antlaşması

3 Mart 1878’de İstanbul Yeşilköy’de Osmanlı için çok ağır koşullar içeren Ayasofya antlaşması imzalandı. Buna göre Osmanlı devletinin tarih sahnesinden silinmesi an meselesiydi. Sultan Abdülhamit Han’ın siyasi dehası burada devreye girdi. Rusya’nın aşırı derecede güçleneceğini belirterek diğer Avrupa devletlerini işin içine soktu. Berlin Antlaşması ile Rusya’nın toprak kazanımları geri alındı.

1893 Harbi

Nihayet 1893 Harbi diye tarihe geçen savaşta Devlet-i Aliyye tam bir felaketin eşiğinden döndü. Bu savaşın açtığı yaralar uzun yıllar kanamaya devam etti. Ayrıca 1 milyondan fazla Türk Rumeli’den İstanbul’da hicret etmek zorunda kaldı. Bu arada Kırım ve Kafkaslar’dan da Anadolu’ya yoğun göçler yaşandı. Rusya’yla mütareke isteyen Sultan Abdülhamid ilk iş olarak devleti parçalanma ve yok olmaya doğru götüren kararı alan meclis-i mebusanı 13 Şubat 1878’de süresiz tatil etti.

Çırağan Sarayı Baskını

Çırağan Sarayı Baskını
Çırağan Sarayı Baskını

II.Abdülhamid Han Rus ordusunun Yeşilköy’de bulunduğu sıralarda büyük bir badire atlattı. V.Murad’ı padişah, Mithatpaşa’y’ı sadrazam yapmak için genç osmanlılardan Ali Suavi’nin tarihe Çırağan Baskını olarak geçen başarısız darbe girişimi gerçekleşti. Bu ve benzeri iç ve dış olaylar II. Abdülhamid’i bir istihbarat teşkilatı kurarak çeşitli tedbirler almaya mecbur etti. Çok sayıda hafiyeden oluşan bu örgütün amacı devlete ve millete karşı hazırlanan her türlü tuzağın önüne geçerek darbe ve ya ayaklanma girişimlerini önlemekti.

Hamidiye Alayları – Osmanlı Bankası Baskını

Berlin Kongresi ile Avrupalı devletler Osmanlı Devleti’nden Doğu Anadolu’daki Ermenilerin durumunu düzeltmeye yönelik bir dizi reform yapılmasını talep etti. Bu sürece takiben Avrupalı ülkelerin desteğiyle 1887’de Maraş’a bağlı Zeytindağ 1891’de ise Siirt’e yakın Sason’da Ermeni terör örgütlerince teftiş faaliyetleri başlatıldı. Sultan Abdülhamit Han kurduğu Hamidiye alayları ile bölgede asayişi temin ederek devlet-i Aliye’nin hakimiyetini pekiştirdi. 1896’da yaşanan Osmanlı Bankası baskını ile ermeni teröristler İstanbul ortasında terör estirmeye devam etti. Bu işgal olayı da teröristlerin yurt dışına gönderilmesine razı olarak sonlandırıldı.

Filistin Meselesi

Sultan Abdülhamid devrinin önemli olaylarından biri de o sıralarda filizlenmeye başlayan Filistin meselesidir. İlk siyonist kongresini toplayan Theodor Herz, dünya yahudilerinin Filistin’de yeniden toplanmalarını sağlamak amacıyla İstanbul’a geldi. Sultan Abdülhamid Han bu gelişme üzerine ileride doğabilecek tehlikelere karşı tedbirler almaya başladı ve öncelikle bölgedeki müslüman nüfusu artırma yoluna gitti. Siyonistlerin toprak satın almalarına yasakladığı gibi onların bu emellerine muvazaa yoluyla ulaşmalarını engellemek için de arazisini satmak isteyenlerin birini şahsi parasıyla satın alarak emlaki şahane haline getirdi.

İttihad-i Osmani Cemiyeti

Ermeni ve Filistin meseleleri Avrupa basınında Sultan Abdülhamid aleyhine şiddetli bir kampanya başlatılmasına sebep oldu. Ermeni asıllı Albert Vandal ilk defa Fransa’da Abdülhamid hakkında Kızıl Sultan lakabını kullandı. Bu dönemde Sultan Abdülhamid karşıtı muhalefet, Jön Türkler vasıtasıyla gerek yurt içi gerekse yurt dışında olmak üzere hızla yayılmaya başladı. Yurt içinde Sultan Abdülhamid’e karşı ilk teşkilatlı muhalefet 1889 yılında yine Jön Türkler tarafından ittihad-i Osmani Cemiyeti adıyla gizli örgütlenme sonucunda kuruldu. Cemiyetin maksadı Sultan ikinci Abdülhamid Han idaresine karşı mücadele ederek meşrutiyetin tesisini yeniden sağlamaktı.

Terakki ve İttihat Cemiyeti

1897 yılında merkezinin Selanik’ten Cenevre’ye taşıyan örgüt 1905 yılında Dr. Bahattin Şakir Bey ile Dr. Nazım bey tarafından yeniden güderek Terakki ve İttihat Cemiyeti adı altında daha aktif siyaset subayları ayaklandırma yönelik propaganda faaliyetlerine girişti. İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin özellikle ordu içerisindeki örgütlenmesi Sultan Abdülhamid’i oldukça zor duruma soktu. Cemiyeti’nin önemli isimlerinden Binbaşı Enver Bey ve kolağası resneli Niyazi Bey’in ayaklanarak birlikleri ile dağa çıkması durumun vahametini daha da artırdı.

Meşrutiyetin ilanı

Tüm bu gelişmeler neticesinde Sultan Abdülhamid Han ittihatçıların talebi olan meşrutiyeti 24 Temmuz 1908’de ikinci defa ilan etmek zorunda kaldı. Ancak işler ittihatçıların umduğu gibi gitmiyordu 5 Ekim’de Avusturya Macaristan İmparatorluğu Bosna Hersek’i ilhak etti. Hemen aynı gün Bulgar prenside bağımsızlığını ve krallığını ilan etti. 6 Ekim’de de Girit Osmanlı’dan ayrılarak Yunanistan’a katıldığını açıkladı. Böylece Sultan Abdülhamid’in büyük bir hassasiyetle yürüttüğü dış politika 2. meşrutiyet ile tarihe karışıyordu. Sultan Abdülhamid Han’ın politikalarını kendi emelleri açısından engel gören nifaklarda meşrutiyetin ilanı müthiş bir sevinç oluşturmuştu.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osman Gazi Kimdir?

Makedonya dağlarında birbiriyle savaşan Bulgar, Yunan ve Sırp çeteleri şehirlere inerek şenliklere katıldı. Bu aslında Balkan savaşında Osmanlı’ya karşı yapacakları ittifakın ilk işaretiydi. Filistindeki Yapa şehrinde ise siyonistler ellerindeki mavi beyaz bayraklarla yürüyüş yaptılar. Meşrutiyetin ilanının hemen ardından yapılan seçimler sonucu oluşturulan yeni meclis 17 Aralık 1908’de açıldı. İktidarını güvende tutmak isteyen ittihat ve terakki yönetimi Selanik’ten sevk ettiği avcı taburlarını Yıldız Sarayı yakınında bulunan bir kışlaya yerleştirmişti. Bilinmeyen bir sebeple ordu içerisinde başlayan huzursuzluk kısa sürede halka yansıyarak başkentde bir anarşi sorunu ortaya çıkardı.

31 Mart Vakası

Ayasofya meydanında başlayan protestolar nihayetinde bir isyana dönüşmüştü. Daha Sonraları bir mizansen olduğu ortaya çıkan ve galata bankerlerinin gizli destekleri neticesinde patlayan bu asgari isyan 13 gün sürdü. İstanbul’un bir çok semti askerler tarafından talan edildi. Tarihe 31 mart vakası olarak geçen bu ayaklanma sebebiyle geleceğini tehlikede gören ittihat ve terakki Rumeli’den hareket ordusu denilen 15bin kişilik bir kuvveti İstanbul üzerine sevketti. Hareket ordusu 23-24 nisan gecesi İstanbul’a girerek ayaklanmayı bastırdı.

Sultan II. Abdülhamid Tahttan indirilmesi

Sultan II. Abdulhamid Tahttan indirilmesi
Sultan II. Abdülhamid Tahttan indirilmesi

Sultan Abdülhamid Selanik’ten gelen hareket ordusuna karşı herhangi bir direniş göstermedi. “Paşalar Ben Halife-i İslam’ım. müslümanın müslümana kırdırmam” diyerek İstanbul’daki orduyu harekete geçirmedi. Oysa Sultan Abdülhamit’in Sarayının etrafında iyi talim ve terbiye görmüş 30 bin asker vardı. Neticede taç ve tahtı için şu hem hengamede bile kan dökmeye razı olmayan Sultan Abdülhamid hareket ordusunu arkasına alan İttihat ve Terakki yönetimince tahtan indirildi. Türk tarihine kara bir leke olarak kaydedilen bu tahttan indirme hadisesi bir çok tartışmaya sebep olmuştu. Gerek hal fetvasının alınma süreci, gerekse de bunu padişaha bildirenlerin oluşturulması büyük tepki çekmişti. Padişaha hal edildiğini bildiren heyet Bahriye nazırı Arif Hikmet Paşa, Ermeni hanımefendi, Arnavut Esat toptani Paşa ve Selanik mebusu Emanuel Karasu’dan oluşmaktaydı.

Pişmanlıklar

Sultan 2 Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin ardından bir zamanlar ona muhalefet eden pek çok ismin Abdülhamit Han ile ilgili büyük pişmanlıklar yaşadığı bir vakıadır. Abdülhamit Han’ın hal fetvasını yazdıran Elmalılı Hamdi Yazır bu olayda yer almasının mecburiyetten kaynaklandığını ifade ederek, yıllar sonra olaydan pişmanlığını dile getirmiştir. Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ise

Sultan Abdülhamit Han’ın hal edilmesi kararını destekledim ancak altı ay sonra anladım ki Abdülhamid’in siyasetteki ağırlığı bütün meclise denk ve hatta meclisten fazlaydı” demiştir.

Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi

Yine Abdülhamit’e muhalif olduğu halde daha sonra pişmanlığını dile getiren isimlerden biri de Süleyman Nazif’tir. Nazif ittihatçıların yönetimini tecrübe ettikten bir süre sonra yazdıklarıyla İttihat ve Terakki yönetimini şöyle tenkit etmiştir.

Halt edip durduk siyaset namına.
Türk’ü mahv ettik celadet namına.
Mülkü yıktık aşk-ı milat namına.
Milleti soyduk hamiyet namına.

Süleyman Nazif

İttihat ve Terakkicilerin Yanlış Politikaları

İttihat ve terakkicilerin yanlış politikaları bir çok felakete sebep oldu. Ordusuz bırakılan Trablusgarp, italyanların işgaline uğradı. Bu sorun devam ederken Balkan Harbi çıktı. Ordunun hiç bir ciddi hazırlığı ve istihbaratı yoktu. Düşmanın süratle ilerlemesi karşısında Sultan Abdülhamid Han, Selanik’ten İstanbul’a nakledildi. İttihatçilerin merkezi olan Selanik, tek bir kurşun atılmadan teslim oldu. Çanakkale harbi esnasında düşman donanmasının Marmara denizinin geçebilmesi endişesiyle tedbir olarak padişah ve hükümetin Eskişehir’e nakledilmesi kararlaştırılmıştı. Abdülhamid Han durumdan haberdar olunca bunu büyük bir cesaretle, şeracetle reddederek “Ben Fatih Sultan Mehmed’in torunuyum.Ben Beylerbeyi Sarayı’ndan ayağımı dışarıya atmam.” dedi. Nitekim onun bu kararlığı karşısında padişah ve hükümet İstanbul’da kaldı.

II.Abdulhamid Eğitime Verdiği önem

Sultan II.Abdülhamid Han öncülük ettiği bütün reform çabalarıyla çağdaş medeniyeti yakalamaya çalışmıştı. Devletin ve insanın ihtiyaç duyduğu her alanda büyük yenilikler yaptı. Müesseseler kurdu. Şüphesiz ki en büyük hizmeti eğitim ve öğretim alanında oldu.Öğretmen yetiştirmeye büyük önem vererek her vilayette öğretmen okulu açtırdı. İlk öğretimi kız ve erkek öğrencilere zorunlu tutarak ilk kız okullarını açtırdı.

  • Mektebi Mülkiye ( Siyasal Bilgiler )
  • Hukuk Fakültesi
  • Güzel Sanatlar Fakültesi
  • Ticaret Fakültesi
  • Yüksek Mühendislik Fakültesi
  • Darülmuallimat ( Kız Öğretmen Okulu )
  • Halkalı Ziraat ve Veterinerlik Fakültesi
  • Asiret Okulu
  • Tüm Yurtta İdadiler ( Lise )
  • Tüm Yurtta Rüşdiyeler ( Ortaokul )

II.Abdülhamid Orduya Verdiği Önem

Dönemin en büyük yeniliklerine sahne olan kurumların başında ordu gelmekteydi. 93 harbi zaten kötü halde olan ordu düzenini iyice bozmuştu. Islahatlar çerçevesinde kurmay subaylar yetiştirilmesine önem verildi. Modern askeri okullar tüm imparatorluğa yayıldı. Sultan Abdülhamid Han zamanında yetiştirilmeye başlanan bu subaylar, birinci dünya harbinde cephelerde komutanlık yapacaklar ve istiklal harbimizi kazanacaklardı.

  • Edirne Harp Okulu
  • Manastır Harp Okulu;
  • Erzincan Harp Okulu
  • Şam Harp Okulu
  • Bağdat Harp Okulu
  • Deniz Mühendislik Okulu
  • Haydarpaşa Askeri Tıp Okulu
İlgini çekebilir diye düşündüm.  Yavuz Sultan Selim Kimdir?

Sultan Abdülaziz Han döneminden devralınan 39 savaş gemisi, Abdülhamid döneminde 85 e çıkarıldı. Osmanlı tarihine en çok harp gemisi siparişi veren sultan olarak tarihe geçti. Özellikle Hamidiye kruvazörünün Balkan Savaşları sonrasında ege denizinde yunanlılara karşı verdiği mücadele dillere destan oldu.93 harbinden sonra Yeşilköy’de yürütülen müzakerelerde Grandük Nicola’nın Karadeniz’de ki Türk Donanması’nın teslimi istemesi üzerine Osmanlı padişahı Sultan II.Abdülhamid Han’ın fermanı şöyledir;

Donanmayı Hühamun’un elden çıkarılmasına katiyen rey ve rızam yoktur. Her türlü fedakarlığı eder fakat donanma maddesini esasından reddederim. İcabında donanmayı kaybetmemek için canımı fedaya hazırım.

Sultan II. Abdülhamid Han

Denizaltı Yapımları

Her alanda olduğu gibi askeri teknolojiler konundada da yeniliklere açık olan Sultan Abdülhamid Han, ingilizler ve isveçlilere projesini kabul ettiremeyen mühendisi İstanbul’a getirtti. Abdülhamid ve Abdülmecid adında iki adet denizaltıyı Taşkızak Tersanesi’nde üstelik kendi cebinden verdiği paralarla yaptırdı.Bunlar dünyanın atabilen ilk denizaltıları idi. Sultan Abdülhamid Han ulaştırma projelerinin kalkınmanın yolu, medeniyetin anahtarı ve refaha açılan kapı olduğuna inanıyordu.

Bağdat demir yolu – Hicaz demir yolu

Bağdat demir yolu imtiyazının almanlara verilmiş olması dünya sahnesinde büyük bir tartışmayı ve rekabeti de beraberinde getirdi. Bu olay Sultan Abdülhamid’in ticari ve diplomatik zekasını gösteren başlı başına büyük bir hadise oldu. Bu dönemde büyük ölçüde gerçekleşen projelerden biri de, Hicaz demir yolu’dur. Bu demiryolunun inşaatına Sultan Abdülhamid Han’ın tahta çıkışının 25. yıldönümü olan 1 Eylül 1905’de Şam’dan başlandı. Ayfa şubesiyle birlikte 1464 kilometreyi bulan hicaz demiryolu saltanının 33. yıldönümü olan 1 Eylül 1908 de bizzat sultan tarafından işetmeye açıldı.

Köprü Projeleri

Köprü Projeleri
Köprü Projeleri

Asya ile Avrupa kıtalarının geçiş noktaları İstanbul için ayrıca köprü projeleride hazırlanmıştı. Üsküdar boğazının Sarayburnu-Üsküdar ve Rumeli Hisari-Kandilli olmak üzere iki köprüyle bağlanması düşünüldü. Fransız inşaat mühendisi Ferdinand ile 1900 yılında çizdirilen projede köprülerin Eyfel kulesinin yapıldı çelik teknolojisiyle yapılması hedefleniyordu. Denizden yüksekliği 50 merte olan köprünün altından asılacak teleferik ile vagonların taşınması hedefleniyordu.

Tüp Geçit Projesi

Tüp Geçit Projesi
Tüp Geçit Projesi

Çağının çok ötesinde bir fikir olarak Anadolu ve Rumeli yakasını birbirine bağlayacak denizin içinden tüp geçit yapmak için çalışmalar yapılmış, bu proje için amerikalı mühendis görevlendirilmişti. Projeye göre tünel Sayaraburnu’ndan Salacağa bağlanıyordu.16 sütun üzerine inşaa edilecek tünelde bir tren işleyecekti. Oldukça ilerleme kaydedilmesine rağmen 1909 yılında Sultan Abdülhamid’in hal edilmesiyle bu projede rafa kaldırıldı.

Ancak onu her zaman kalplerinde yaşatanlar ondan yaklaşık bir asır sonra projelerinin bir çoğunu hayata geçirdiler. Ulaşım ve haberleşmeyi devlet-i aliyenin önemli bir ihtiyacı olarak göre Sultan Abdülhamid döneminde posta telgraf dönemini gerçekleştirmek için aynı isimde bakanlık oluşturuldu.1901 de şehir postaları kurulmuş, postaların yerlerine daha hızlı ulaşabilmeleri için demiryolları işleten o zamanki adıyla Şakşibendi erleri şirketi ile özel bir anlaşma yapmıştı.

Okmeydanı Hamidiye Etfal Hastanesi

Okmeydanı Hamidiye Etfal Hastanesi
Okmeydanı Hamidiye Etfal Hastanesi

Sultan II.Abdülhamid Han’ın özel önem verdiği alanların başında tıp, sağlık ve sosyal yardım konuları gelmişti. Milletimin sağlığını koruyup kollamak amacıyla başta hekim ve eczacıların yetiştirilmesine ehemmiyet verdiği, bu alanda keşif ve gelişmeleri yakından takip ederek, modern kurumların hızlı bir şekilde hizmete sokulmasını sağladı. 93 harbinde bugünün kızılayı olan mechuriyini askeriye iane cemiyeti osmaniyesini kurdu. Sultan Abdülhamid Han sağlık adına attığı en önemli adımlardan biri de Hamidiye Etfal Hastanesi’ni yaptırmak olmuştur. Sultanın emriyle yapılan Etfal Hastanesi 5 Haziran 1899’dd hizmete açıldı. Çocukları hastalıklardan koruyan, hastalananları tedavi eden ve en ileri tıp araştırmalarını yapan bir hastane olarak günümüze kadar gelmiştir.

Darülaceze Kuruluşu

Darülaceze Kuruluşu
Darülaceze Kuruluşu

25 Mart 1888 tarihinde ki fermanıyla Okmeydanı’nda ki Darülaceze’nin temeli atıldı. İnşasına 1892 yılında başlanan bu hayır müessesesinin açılışı 31 Ocak 1896’dır. Sultan Abdülhamid Han içine sinegog, kilise ve camii inşaa ettirerek bütün dünyaya büyük bir hoşgörü ve sembol kazandırdı. Her din ve ırktan insanı bağrına basan darülacezenin bu bakımından dünyada başka bir örneği yoktur.

Ziraat Bankası Kuruluşu

Ziraat bankasını yeniden yapılandırarak köylüleri tefecilerden kurtaran Sultan Abdülhamid, 1882’de İstanbul Ticaret Odası’nın kurulmasına da öncülük etti. Sultan II.Abdülhamid döneminde hizmete açılan fabrikalar;

  • Cibali Tütün Fabrikası
  • Kireçburnu Çimento Fabrikası
  • Yedikule İplik Fabrikası
  • Çubuklu Cam Fabrikası
  • Beykoz Kağıt Fabrikası
  • Kağıthane Kağıt Fabrikası
  • Mum Fabrikası
  • Hereke Bez Fabrikası
  • Feshane
  • Yıldız Çini Fabrikası

II. Abdülhamid Han Eserleri

Israrla yerli kumaş giyen sultan, hereke bez fabrikası ve feshaneyi kurmuştur. Yıldız çini fabrikası ve kağıthane kağıt fabrikaları da Sultan Abdülhamid’in eserleridir.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Orhan Gazi Kimdir?

Ülkemize ilk elektirik ve hava gazı yine Sultan Abdülhamid döneminde getirilmiştir. 1902 yılında Tarsus yakınlarında kurulan küçük çaplı bir hidroelektirik santralinin dışında silahtarağa santrali Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk enerji tesisidir.

Hamidiye Suyu

Hamidiye Suyu
Hamidiye Suyu

Sultan Abdülhamid Han adem-ül haremeyn-ül ünvanına sahip olmasının bir gereği olarak Mekke ile Medine merkezli Hicaz’da  çok önemli hizmetler yaptırmıştır. Kendi adıyla meşhur Hamidiye suyunu Cidde’ye götürerek Mekke ve çevresindeki su şebekeleri ve su kaynaklarının arttırılma çalışmalarını bizzat takip etti. Kendi kesesinden ödenek ayırarak Mekke Medine ve Taif’te bulunan bütün kutsal mekanlarda bulunan mezarlıkların onarım ve bakımlarını yaptırdı. İkinci Abdülhamid özellikle 1800’lerin son çeyreğinde tüm dünyada gündeme gelen ve stratejik bir maden olduğu kabul edilen Petrol için büyük çaba harcamıştır.

II.Abdülhamid Dış Politikası

II.Abdulhamid Dış Politikası
II.Abdülhamid Dış Politikası

Sultan Abdülhamid Han amcası Sultan Abdülaziz’i örnek alarak diplomasi alanında çığır açmıştır. Sürdürdüğü başarılı tarafsızlık politikasıyla Osmanlı Devleti’nde yıpranan itibarını  geri kazandırmıştır.

Sultan Abdülhamit çok sayıda elçi ve alimi dünyanın farklı yerlerine göndererek bütün müslümanlar ile irtibat kurdu. Onları Avrupa devletlerinin sömürülmesine karşı uyandırmaya çalıştı. Böylece vatanını İslam dünyasına saldırılarına karşı güçlü bir kavşağında gerçekleştirdi bu görevliler sayesinde Bütün müslüman coğrafyasından bilgi alabiliyor, politikalar geliştirebiliyor, yardımlar gönderebiliyordu.

İslam ümmetinin birlik ve kardeşlik duygusunu geliştirmesi bir ümmet şuurunun oluşması için yaptığı hamlelerin etkisi bugün bile görülmektedir. Ertuğrul fırkateyni’nin Japonya seyahati bir dostluk örneği olarak tarihe kaydedildi 1889 yılında İstanbul’dan Japonya’ya doğru yola çıkan geminin vazifesi Japon imparatoruna özel nişan götürmekti.

Ertuğrul Fırkateyni Japon İmparatoru tarafından görkemli bir törenle karşılandı. Üç ay boyunca Japonya’da kaldı. 15 Eylül 1890 tarihinde Dönüş için yola çıktıktan bir gün sonra kuşimoto açıklarında fırtınaya yakalandı ve kayalara çarparak parçalandı. Gemideki 540 kişilik mürettebatdan sadece 69 kişi yaralı olarak sahile ulaşabildi geri kalan mürettebat şehit oldu.

Abdülhamid Han Sanat ve Edebiyat

Çağının tüm gelişmelerini yakından takip eden Abdülhamid Han devlet adamlığının yanı sıra iyi bir hattat ve marangozdu. Abdülhamit’in ülkeyi yönettiği Yıldız Sarayı, onun döneminde sanatın ve edebiyatında merkeziydi. Sanatın her dalı burada temsil edilir ve bizzat Sultan tarafından desteklenirdi.

Hayme Ana Türbesi

Ailesine çok düşkün olan Sultan Abdülhamid tahta çıktıktan sonra Ertuğrul Gazi’nin annesi olan Hayme Ana’nın kabrinin bulunmasını ve üzerine bir türbe yapılmasını arzu etmiştir. Bu hususta ulemadan bir ekip kurdurarak araştırma ve inceleme yapılmasını istemişti. Domaniç’in Çarşamba köyünde yaşayan bir köylünün dedesinden kalma ceylan derisi üzerine yazma bir levhayı ulemaya göstermesi üzerine yapılan araştırma sonucunda kabrin yeri tespit edilerek türbe Abdülhamid’in Fermanı ile inşa edilmiştir.

II.Abdülhamid Han Vefatı Ölümü

II.Abdulhamid Han Vefatı Ölümü
II.Abdülhamid Han Vefatı Ölümü

Son derece yoğun yorgun ve çileli bir ömürden sonra Abdülhamit Han 76 yaşında 10 Şubat 1918’de Rahmeti Rahman’a kavuştu. Annesi Tirimüjgan Kadınefendi vefat ettiği Beylerbeyi Sarayı Onun da son nefesini verdiği mekan olacaktı. Türkiye tarihinin en büyük cenazeye törenlerinden biri Sultan Abdülhamid Han için yapılmıştı. Sağlığında ona karşı çıkanlar ve muhalefet edenler bile onun gidişine üzülmüşler gözyaşı dökmüşlerdi. Kendisine karşı en çirkin ve şiddetli muhalefeti gösterenler dahi zamanla ve arkasından sükun etmiş olanlar arkasından faciaların enkazıyla uyanarak pişmanlık hissettiklerini ifade etmişlerdi. Bunlardan biri olan filozof Rıza Tevfik içinde kulaktan kulağa yayılır meşhur olmuş bulunan şiiri, özür mahiyetinde tarihe düşülmüş bir damga.

“Tarihler adını andığı zaman,
Sana hak verecek hey koca sultan.
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyasi padişahına.”

Rıza Tevfik

Abdülhamid Han nasıl öldü? 31 Mart olayları nedeniyle İttihat ve Terakki’nin ileri gelenleri tarafından tahttan indirilerek Selanik’e gönderilen Abdülhamit Han 10 Şubat 1918 tarihinde Beylerbeyi Sarayı’nda ölmüştür.

Soğuk algınlığı ve mide rahatsızlığı nedeniyle vefat eden Sultan II. Abdülhamid Han’ın kabri mezarı dedesi Sultan II. Mahmut’un Çemberlitaş’ta bulunan türbesindedir. 34 yıl idarede kalmayı başaran Abdülhamit Han sayısız yeniliklere imza atarak tarihe adını kazıtmayı başarmıştır.

Sultan ikinci II. Abdülhamid Han vefatı sonrasında bütün mağdur ve mazlum milletler yas tutmuştu. Dostu düşmanı herkes onu son yolculuğuna uğurlamak için cenazesine koştu.  Adeta bütün İstanbul halkı görülmemiş mahşeri bir kalabalık halinde onu liman yolundaki dedesi ikinci Mahmut’un türbesine doğru Bizi bırakıp nereye gidiyorsun ulu Hakan şeklindeki ahıtlar ve dualarla uğurluyordu.

Abdülhamit Han Sözleri

Beni evhamlı sanıyorlardı hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar.” 

“Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş bir milletin topyekûn ateşe girmesidir.”


“Eğer bu bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüfi, yenilgi kaderdir.”

”Kusura bakmayın beklettim, geleceğinizi biliyordum kapıyı çaldığınızda ben çoktan uyanmıştım. Kapıyı açamadım çünkü abdest alıyordum, ben bugüne kadar devletin hiçbir evrakına abdestsiz imza atmadım.

Hakkımı Helal Etmiyorum!

Allah’ım helal etmiyorum! 
Şahsımı değil, milletimi bu hale getirenlere, hakkımı helal etmiyorum! Beni, benim için lif lif yolsalar, cımbız cımbız zerrelerimi koparsalar, sarayımı yaksalar, hanümanımı, hanedanımı söndürseler, çoluğumu gözümün önünde parçalasalar helal ederdim de Sevgili’nin (Muhammed) yolunda yürüdüğüm için beni bu hale getiren ve milletimi ateşe atan insanlara hakkımı helal etmem.

Abdülhamid Han Dönemi Osmanlı Devleti Haritası

Abdulhamid Han Dönemi Osmanlı Devleti Haritası
Abdülhamid Han Dönemi Osmanlı Devleti Haritası

Osmanlı Devleti’nin 34. padişahı olan Cennet mekan Sultan II. Abdülhamid Han’ın hayatı, biyografisi, kişiliği, eserleri, yaptıkları, ailesi, soyağacı, ölümü, türbesi, mezarı, karekteri, karakutusu gibi açıklamaları yaptık. Osmanlı Devleti’nin diğer osmanlı padişahları hakkında da bilgilenmek istiyorsanız sitemizde gezinmeye devam ediniz.

Kaynak:
https://www.youtube.com/watch?v=cbix1_el1dM

Makale Hakkında
Photo ofII.Abdulhamid Han
Kişi ismi
II.Abdulhamid Han
Diğer ismi
(Sultan II.Abdulhamid Han)
Konu adresi
Abdulhamid Han Kimdir?
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Akil Hoca dedi ki:

    Benim için Osmanlı Sultanları arasında ilk 5 ‘e giren bir dahi padişahtır. Kıymeti sağlığında bilinmemiş, nice gafilin sonradan ah vah ettiği bir şahsiyettir.