ALTIN 248,5559
DOLAR 6,0494
EURO 6,7523
BIST 86.796
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

Osmanlı Medeniyeti Tarihi

Padişahlar Osmanlı Devletin’in kurucusu Osman Gazi’nin soyundan gelirdi. Ailenin ancak erkek çocukları padişah olabilirdi. Padişah çocuklarına Şehzade denirdi. Şehzadeler sancaklara sancak beyi olarak gönderildi.
Osmanlı Devleti medeniyeti tarihi, müesseseleri, hukuk sistemi, kültürü, taşra yönetimi, askeri ordusu, yönetimi, Osmanlı Devletinin tarihi.

Osmanlı Medeniyeti Tarihi
5 (100%) 3 vote[s]

Osmanlı Devleti medeniyeti tarihi, müesseseleri, hukuk sistemi, kültürü, taşra yönetimi, askeri ordusu, yönetimi, Osmanlı Devletinin tarihi.

Osmanlı Devleti’nde yönetim

Osmanlı Devleti'nde yönetim
Osmanlı Devleti’nde yönetim

Osmanlılarda devlet teşkilatı merkez ve taşra bölümlerinden oluşurdu. Bu teşkilatın başı padişahtı. Ülkenin her yanında yalnız padişahının gücü geçerliydi. Tartışılamaz ve devredilemez haklara sahipti.

Padişahlar Osmanlı Devletin’in kurucusu Osman Gazi’nin soyundan gelirdi. Ailenin ancak erkek çocukları padişah olabilirdi. Padişah çocuklarına Şehzade denirdi. Şehzadeler sancaklara sancak beyi olarak gönderildi.

Osmanlı Devleti’nin Merkez Teşkilatı

Osmanlı Devleti’nin Merkez Teşkilatı 
Osmanlı Devleti’nin Merkez Teşkilatı 

Devletin yönetim merkezi İstanbul’du. Merkez teşkilatı burada bulunurdu. Merkezin çekirdeğini ise padişah ve saray teşkilatı oluştururdu. Ülkenin her yanında ki bütün birimler bu merkezden yönetilirdi. Saray hem padişahın özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi.

Osmanlı padişahları başkenti kabul ettikleri Bursa ve Edirne’de saraylar yaptırmışlar ve bunların içinde en büyük ve tanınmış olanı Fatih Sultan Mehmet döneminde yaptırılan İstanbul’daki Topkapı sarayıdır.

19. yüzyılda Dolmabahçe Sarayı gibi yeni saraylarda yaptırılmıştır. Osmanlı Sarayı başlıca iki bölümden oluşuyordu. Bunlardan Enderun padişahın özel hayatının geçtiği yerdir. Bu bölümde padişahın yatıp kalktığı harem kısmıyla hizmetlilerin bulunduğu çeşitli odalar vardır. Enderun aynı zamanda devlet adamı yetiştiren bir okul gibiydi.

Divanı Hümayun ve Üyeleri

Divanı Hümayun ve Üyeleri
Divanı Hümayun ve Üyeleri

Sarayın diğer kısmında ise yine çeşitli saray görevlilerine ait odalarla önemli devlet işlerinin görüşüldüğü Divan-ı Hümayun vardı.

Divanda başkanlık görevini ilk zamanlarda padişahlar yaptı. Fakat sonradan bu görev padişahtan sonra gelen en yetkili kişi olan Veziriazam veya Sadrazam denilen kişilere bırakıldı.

Divanda padişaha ait yetkileri kullanmak üzere görevlendirilmiş başka kişiler de vardı. Bu görevlileri yaptıkları iş bakımından üç gruba ayırmak mümkündür. Bunlardan biri yönetim ve askerlik işleri ile ilgilenen sadrazam, Kubbealtı vezirleri, Kaplan Paşa ve zaman zaman Yeniçeri ağası ile Rumeli beyler beyiydi.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osmanlı Dönemi

Rumeli Beylerbeyi terfi ettiği zaman Kubbealtı veziri olurdu. Divandaki vezir sayısı devletin büyümesine paralel olarak artmıştır. Vezirler kıdemlerine göre derecelendirilmiştir. Eğer Divanda beş vezir varsa en kıdemsiz olanına beşinci vezir denmiştir. İkinci Vezir terfi ettiği zamansa birinci vezir yani Veziriazam veya sadrazam olmuştur.

Sadrazam padişahtan sonra en yetkili kişi ve Divan-ı Hümayun’un başıdır. Divanın ikinci grup üyeleri ise eğitim öğretim ve hukukla ilgili konularla ilgilenirdi. Bunlardan Rumeli ve Anadolu Kadı askerleri ve sonraları divan üyesi olan Şeyhülislam’dı. Şeyhülislam’a aynı zamanda Müfti denirdi. Yapılan işlerin İslam hukukuna uygun olup olmadığı hakkında görüş bildirdi.

Kadı askerler ise taşrada görev yapan kadılarla medreselerde eğitim öğretim görevi yapan ve müderris denilen kişilerin işlerine bakarlardı. Bunlardan Rumeli kadı askeri rütbe bakımından Anadolu kadı askerinden üsteydi. Yani Anadolu kadı askeri terfi ettiği zaman Rumeli kadı askeri olurdu. Bazı önemli davalar Divanda görülür ve özellikle kadı askerler bu işe de bakarlardı.

Devletin üç grup üyeleri Osmanlı Devleti’nin bürokrasi ve maliye işlerinden sorumlu olan defterdarlar ve Nişancı idiler. Divandaki iki defterdardan rütbe bakımından yüksek olanından Rumeli defterdarı veya baş defterdar denirdi.

Diğeri ise Anadolu defterdarı. Defterdarlar mali işleri yürüten en üst görevlerde Divanı Hümayun’un diğer üyelerinin olduğu gibi defterdarın da hem merkezde hem de taşrada çalışmalarına yardımcı olan görevliler vardı.

Devletin bütün gelir gider hesapları defterdardan sorulurdu. Divandaki bütün yazışmalar ve devletin bütün yazım ve kayıt işleri Nişancı ve reisülküttap tarafından organize edilirdi. Nişane ayrıca Osmanlı Devleti’nin en önemli kurumlarından biri olan umar ve bununla ilgili işlere de bakardı.

Reisülküttap adından da anlaşılacağı gibi divanda yazım ve kayıt işlerine bakan memurların başıydı. Divanın bütün bu işleri kalem adı verilen ve birçok büro ve buralarda çalışan pek çok görevli tarafından yapılırdı.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osmanlı Saray Mutfağı

Osmanlı Devleti’nin Taşra Yönetimi

Osmanlı Devleti'nin Taşra Yönetimi
Osmanlı Devleti’nin Taşra Yönetimi

Taşra yönetimi çeşitli bölümlere ayrılıyordu. Bunlar içinde en önemlisi Sancak teşkilatıydı. Osmanlı topraklarının önemli bir kısmı Sancak denilen yönetim birimlerine ayrılmıştır.

Bir çok sancak bir araya getirilmiş buna da eyalet veya beylerbeylik denmişti. Eyaletlerin başında Beylerbeyi, sancakların başınday ise sancakbeyi bulunurdu.

Ayrıca özel yönetime sahip vilayetler vardır. Mısır bunlardan biriydi.Mekke emirliği ve Kırım Hanlığı gibi müslüman hanedanlar tahtlarında bırakılmış, fakat bu topraklar Osmanlı yönetimi altına alınmıştır. Hiristiyan hanedanlardan Eflak ve Boğdan voyvodalıklarıyla Erder Kralığı’da bu durumdaydı.

Bunların dışında Lehistan, Polonya krallığı ve Fas sultanlığı gibi ülkeler zaman zaman Osmanlı Devleti’nin himayesi altına girmiştir.

Osmanlı Devleti’nin Hukuk Sistemi

Osmanlı Devleti’nin Hukuk Sistemi
Osmanlı Devleti’nin Hukuk Sistemi

Osmanlı İmparatorluğu‘nda her kaza merkezinde bir şeriat mahkemesi bulunuyor ve bunların başında birer kadı görev yapıyordu.

Asli görevi ahaliyi arasındaki anlaşmazlıkları çözümlemek olan ve padişah isteği ile tayin olunan kadılar Sultan’ın emrettiği her hususta hüküm vermek de yetkilendirildiğinden idari, mali, askeriye gibi işlerle de meşgul olmaktaydılar.

Böylelikle Osmanlı Devleti’nde yargı ve yürütme işleri birlikte yan yana yürütülürdü. Kadı en genel tarifle yargı işlerine bakan görevliye verilen bir unvandır. Ahali yani halk arasında meydana gelen ihtilafların çözülmesi maksadıyla İslamiyetin ilk devirlerinden itibaren var olan bu müessese, Osmanlıların da ilk dönemlerinden itibaren varlığını göstermiştir.

Osmanlı medeniyeti tarihinde Kadı tayininde ilk dönemi İslam devletlerindeki usullere riayet ederek tanınmış kişileri kadılığa tayin etmişlerdir.

Osmanlı Devleti’nde Beylik dönemlerinden itibaren fethedilen yerleri hukuku temsil etmek üzere bir kadı ve idari temsilen bir Subaşı tayini yerleşmiş bir gelenektir.

İslam hukukunda insanlar mensubu oldukları dinlerine göre birbirinden ayırt olunurlar. Vatan ve millet kavramları yerine aynı dinin tabirleri demek olan ümmeti tabiri esas alınır. Eski müslüman Türk devletlerinde vatandaş demek olan raiyye yani teba, müslüman ve gayri müslüman olarak ikiye ayrılır.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları

Dinsel özelliklerden hareket eden İslâm hukukçuları, İslam ülkesindeki insanları müslüman ve gayrimüslim olmak üzere iki ana gruba ayrılmışlardır Osmanlı Devleti’nde millet tabiri ümmet manasında kullanılmış ve millet-i müslime ile millet-i gayri müslime kavramları fıkıh kitaplarındaki esaslara uygun olarak kullanılmıştır.

Osmanlı hukuku tanzimat dönemine kadar diğer İslam devletlerinde olduğu gibi şer-i hukuk sistemine dayalı idi, yani şeriata. Şeriatını sözlük anlamı Kuranda’ki ayetlerden peygamberin sözlerinden çıkarılan dini temellere dayanan müslümanlık kanunları İslam hukukudur.

Osmanlı hukuk sisteminin tek yöneticisi ve denetleyicisi şer-i hukuktur. Aynı zamanda padişahın kendi koyduğu hükümdarın kamu hukuku alanında İslam toplumunun yararları gözetilerek koymuş olduğu kurallar anlamına gelen örfi hukuk da bulunmaktadır. Ancak örfi hukuk şer’i hukukun dışına çıkamaz ve şer-i kurallara karşı olamazdı. Yani örf-i hukuk şer’i hukukun gerçeklerinin dışına çıkamazdı.

Osmanlı hukuk sisteminde şer’i hukukun hanefi mezhebine ait dünya görüşü esas alınmaktadır. Çünkü halkın büyük çoğunluğu ve hanedanlık bu mezhebe üyedir. Halkın çoğunluğunun hanefi mezhebine mensup bulunması sebebiyle kadılarda hanefi mezhebine göre hüküm vermek üzere görevlendiriliyorlardı.

Hanefi mezhebi dışında bir mezhebe bağlı olanlar arasında meydana gelip de kendi mezheplerine göre hükme bağlanması uygun görülen konularda taraflar kendi mezheplerine mensup alimlerden bir zat hakem tayin ederlerdi. Bu zat kendi mezhebine göre hükümlü verir ve daha sonra da kadı bu hükme göre karar verirdi.

Osmanlı Medeniyeti – Osmanlı Tarihi

Kaynak: Web adresimiz tarih ile alakalı tüm konularda bir ve ya birden fazla kaynak göstermeye gayret ediyor.Kaynakların doğruluğu hakkında şüpheli iseniz lütfen bize bildiriniz.
Bu yazımız https://www.youtube.com/watch?v=n0BRlDFU9zE alınmıştır.

Konu başlığı
Osmanlı Medeniyeti Tarihi
Video başlığı
Konu Açıklaması

Padişahlar Osmanlı Devletin’in kurucusu Osman Gazi'nin soyundan gelirdi. Ailenin ancak erkek çocukları padişah olabilirdi. Padişah çocuklarına Şehzade denirdi. Şehzadeler sancaklara sancak beyi olarak gönderildi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.