ALTIN 248,5559
DOLAR 6,0494
EURO 6,7523
BIST 86.796
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

Osmanlı Dönemi

12.04.2019
105
A+
A-

Osmanlı Dönemi istanbul, Osmanlı Dönemi Padişahları, Osmanlı Dönemi kadın kıyafetleri, Osmanlı Dönemi haritası, Osmanlı Dönemi savaşları, Osmanlı Dönemi gazeteleri, Osmanlı Döneminde müzik türleri ve özelikleri, Osmanlı Devleti Dönemi, Osmanlı imparatorluğu dönemi, Osmanlı dönemi nedir?

Osmanlı Dönemi
5 (100%) 7 vote[s]
Osmanlı Dönemi

Osmanlı Dönemi İstanbul, Osmanlı Dönemi Padişahları, Osmanlı Dönemi kadın kıyafetleri, Osmanlı Dönemi haritası, Osmanlı Dönemi savaşları, Osmanlı Dönemi gazeteleri, Osmanlı Döneminde müzik türleri ve özelikleri, Osmanlı Devleti Dönemi, Osmanlı imparatorluğu dönemi, Osmanlı dönemi nedir?

Osmanlı Ordusu

Osmanlı Ordusu

Osmanlı ordu teşkilatı Anadolu Selçukluları, İhanlılar ve Memlüklüler devletlerinin askeri teşkilat yapılarından belirli ölçülerde yararlanılarak kurulmuştur. Osmanlı İmparatorluğu ordusunun başkomutanlık görevini hakanlar yapmışlardır. Yaya ve atlılardan oluşturulan kısmı yaya, süvarileri ise müsellem şeklinde adlandırılmıştır. Kapı kulu ocaklarının kuruluşuna  kadar savaşlarda fiili olarak hizmet gördüler.

Osmanlı Devleti’nin temeli atılırken süvari olan beylik kuvvetlerin yerine Vezir Alaaddin Paşa ile kadı Cendereli Kara Halil’in tavsiyeleriyle Türk gençlerinden oluşan ayrı ayrı biner kişilik yaya ve müsellem isimleriyle muvazzaf iki sınıf piyade ve süvari kuvveti kuruldu.

Osmanlı Devleti’nin beylik devlet siyasetinden imparatorluk siyasetine geçişi imparatorluk içinde bağımsız güç bırakmak istemeyen, merkezi otoriteyi devşirme, kapı kulu, yeniçeri, enderun sistemi ile sağlamlaştırmak isteyen II. Mehmet ile başlamıştır.

Osmanlı padişahları arasında yenilikçi tavrı ile bilinen II.Mehmed (Fatih Sultan Mehmed) Yeniçeri ocağına büyük önem vermiş, Çandarlı ailesinden sonra veziriazamlığa, devşirme kapı kulu kökenler getirilmeye başlanmış ve yeniçeri devşirme aristokrasisi Cem ve II.Bayezid arasında çıkan taht kavgasında belirleyici rol oynayarak tımarlı sipahi Türk aristokrasi sana karşı üstünlük sağlamışlardır.

Ayrıca bu devirde çok fazla kadın alışverişi olmuş ilişkileri artırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümü ile devletin karalarda üstünlüğü, iç denizlerde hakimiyeti ve sosyal düzeni devam etmekteydi.

Osmanlı Devleti Duraklama döneminde artık ihtiyaç kalmayan yaya ve müsellemler ve voynuklar gibi bazı eski askeri birlikler kaldırılmıştır. Kapı kullarının sayısı 1610’lar da 40 bine çıkmış, tımarlı sipahi sayısı 20 bine düşmüştür. Sonuç olarak tımar sisteminin bozulmasının en olumsuz tarafı devletin iktisadi yapısına yansımasıdır.

Osmanlı Devleti Gerileme döneminde Avrupa örnek alınmaya çalışılmış teknik ve ekonomik alanlarda yapılaşmaya gidilirken donanmanın yenilenmesi gibi askeri bir takım yenileşme çabaları nakledilmiştir.

III.Murat Döneminden itibaren kapı kulu ocaklarına, kanunlara aykırı asker alınarak sayılarının artırılması, yeniçerilerin geçim sıkıntısını İleri sürerek askerlik dışında işlerle uğraşmaları, iltizam sisteminin yaygınlaşması üzerine tımar sisteminin önemini kaybetmesi ve eyaletlerde asker yetiştirilmemesi, denizcilik belgesi olmayan kişilerin donanmanın başına getirilmesi, Avrupa’da meydana gelen harp teknolojisindeki gelişmelerin takip edilmemesi gibi etkenler, Osmanlı askeri sisteminin bozulmasına neden olmuştur. Osmanlı ordusu kuruluşundan 20. yüzyılın başına kadar kara ve deniz kuvvetleri olmak üzere teşkilatlanmıştır.

Osmanlı Devleti Kara Kuvvetleri

Osmanlı Devleti Kara Kuvvetleri

Osmanlı’nın kuruluşunda ordu, aşiret kuvvetlerinden meydana geliyordu. Fetihlerin genişlemesiyle gönüllülerin fethedilen yerlere iskanı ile Türkmen Bey ve kuvvetlerinin katılmasıyla asker miktarı artıp teşkilatlanmaya gidildi. Beylik akıncı ve gönüllü kuvvetlerine ilaveten 1361 yılında yaya, piyade ve müsellem süvari olmak üzere muntazam ve daimi ordu teşkilatı kuruldu.

Osmanlı Kara Kuvvetleri piyade, süvari, eyalet askerleri, teknik ve yardımcı sınıflardan meydana gelirdi. Piyadeler, acemi, yeniçeri, cebeci, topçu, top arabacıları, lağımcı, humbaracı ocakları olmak üzere yedi ocağa ayrılırdı. Süvarilerde sipahi, silahtar, sağ ulufeciler, sol ulufeciler, sağ garipler, sol garipler bölükleri olmak üzere altı bölüğe ayrılırdı. Eyalet askerleri, tımarlı sipahiler ve yerli kulu teşkilatı olmak üzere ikiye ayrılırdı.

Tımarlı Sipahiler Osmanlı ordusunun en önemli kısmı olup tımar sipahileri ile bunların beslemek ve yetiştirmekle yükümlü oldukları askerlerden meydana gelirdi. Yerli kulu teşkilatı, yurtiçi geri hizmet, kale kuvvetleri teşkilatı olmak üzere üç bölümdü. Yurtiçi teşkilatı belderanlar, cerahorlar, derbentçiler, martoloslar, menzilciler, voynuklar gruplarından oluşurdu.

Geri hizmet teşkilatında yaya ve müsellemler ile yürükler vardı. Kale Kuvvetleri Teşkilatı, azaplar, gönüllü ve beşlilerden  meydana gelirdi. Akıncılar Osmanlı ordusunun öncü Kuvvetleri olup kuruluşuna gelişmesine ve genişlemesine çok hizmetleri geçti.

Osmanlı Devleti Deniz Kuvvetleri Donanma

Osmanlı Devleti Deniz Kuvvetleri Donanma

Osmanlı deniz kuvvetleri, Karesi, Menteşe, Aydın gibi denizci beyliklerin hakimiyet altına alınması ile sahip olunan gemi ve personeli ile kuruldu. İlk zamanlarda Karamürsel, Edincik ve İzmit’teki gemi inşa tezgahları Sultan I.Bayezid Han zamanında, Gelibolu Sultan I.Selim Han zamanında, Haliç I.Sultan Süleyman Han zamanında Süveyş ve zamanla rusçuk Birecik  tersaneleri kuruldu. Bu tersanelerde kürekli ve yelkenli gemiler imal ediliyordu.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları

Buharlı gemilerin keşfi ile 1827’de donanma, buğu denilen bu gemilerle donatıldı. Kürekli gemi çeşitleri olarak uçurma, karamürsel, aktarma, üstü açık, çete kayığı, brolig, celiyye, çamlıca, şahika, firkate, mavna, kalite, grap, santur, çekelve, kırlangıç, baştarde ve kadırga kullanıldı.

Yelkenli gemi çeşitlerinden de ateş, ağrıpar, barca, brik, uşkuna, karvet, kalyon, fırkateyn, kapak ve üç ambarlı kullanıldı.

Donanma-yı hümâyûnün başı 1867 yılına kadar kaptan-ı derya, bu tarihten sonra da Bahriye nazırı unvanını taşıdı. Osmanlı donanması, Muazzam Teşkilatı, kuvvetli harp filosu, cesur üstün kabiliyetli kaptanları ile leventleri ile Karadeniz, Ege Denizi, Akdeniz ve Kızıldeniz’e hakim olup, Hint ve Atlas okyanusların da Osmanlı sancağı ile armasını dalgalandırıp temsil ediyorlardı.

Osmanlı donanmasının 27 Eylül 1538 tarihinde müttefik Avrupa devlet ve kavimlerinden meydana gelen haçlı donanmasına karşı kazandığı Preveze Deniz zaferi bugün de Deniz Kuvvetleri günü olarak kabul edilmektedir. Osmanlı ordusunda ateşsiz, ateşli koruyucu silahlar kullanılmaktaydı

Ateşsiz silahlar
Kılıç, ok, sapan, bozdoğan, topuz da denilen gürz, kampçı, döğen, balta meç, şimşir, gattara, yatağın, hançer, kama, mızrak, cirit, kantariye kaçtaniçe, çözümlü zıpkın, tırpan, çatal, albeat, mancınık, müteahit kule.

Ateşli silahlar
Şayka, zarbazen, miyane zarbazen, şahi zarbazen, şakloz, drankı,bedoluşka, marten, ejderhan, kolonborna, miyane, balyemez,  adlarındaki toplar, şişhaneli karabina, çakmaklı, fitilli çeşitleriyle tüfek tabanca kullanılırdı. Zırh, karakal, nilüfer, kalkan da düşman silahından muhafaza için kullanılırdı.

1839 Tanzimat ilanına kadar Ordu-yu Hümayun da Mülki vazifeleri de olan askeri rütbeler şunlardır: sadaret, vezir, beylerbeyi, üla, sancakbeyi, alaybeyi, kaymakam, binbaşı, sağ kol ağası, yüzbaşı, mülazımı evvel, mülazımı sani, zabit vekili, başçavuş, onbaşı ve nefer.

Son devir askeri rütbeler ve II.Abdülhamit Han zamanında 1900’de subay maaşları şöyleydi: Müşir Maraşal 256 altın, Korgeneral 100 altın, Tümgeneral 60 altın, Miralay Albay 25 altın, Kaymakam Yarbay 18 altın, Binbaşı 12 altın, kolağası kıdemli Yüzbaşı 10 altın, Yüzbaşı 50 altın, mülazımı evvel Üsteğmen 2,5 altın, mülazım-ı Sani Teğmen 20 altın, Nefer er 1 Mecidiye yani bir altının beşte biri.Bu Maaşlar net ve kesintisiz verilirdi. Her ayda İhsan-ı Şahane yani padişah hediyesi alan pek çok subay vardı.

Osmanlı’da Sanayi

Osmanlı'da Sanayi

Osmanlı Devleti sanayi alanında üretim, arz talep dengesi içinde gerçekleştirilirdi. Üretim ihtiyaçlar sınırlı olduğunda planlı yapılır ve üretilen malın fiyatı tüketici göz önüne alınarak belirlenirdi. Bu belirleme işlemine nar vermek denirdi. Sanayi genellikle el tezgahlar ve küçük işletmeler şeklindeydi. Bunlar da bütünüyle şehirlerde ve büyük kasabalarda toplanmıştır. Sanayi dalında çalışanlara esnaf denirdi.

Bu teşkilat aslında 13. ve 14. yüzyıllarda ortaya çıkan Ahi teşkilatının bir devamıydı. Bazı meslek dalları bazı yerlerde ün yapmıştı. Mesela Karaman ve Konya’da pamuklu dokuma, Bursa’da kadife ve ipekli dokuma, Selanik’te çuhacılık, Bulgaristan’ın çeşitli yerlerinde hava ve kıl dokumacılığı, Tokat’ta bakırcılık, Edirne’de ayakkabı ve Silah Sanayi, İstanbul’da İpek ve çuha sanayi, Batı Anadolu’da pamuklu dokuma ve halı sanayi bunlardan bir kısmıdır.

Osmanlı’da Ticaret Hayatı

Osmanlı'da Ticaret Hayatı

Osmanlılarda zengin ve hareketli bir ticaret hayatı vardı. Ekonominin ticaret kesimini ikiye ayırmak mümkündür. Bunlardan biri sanatkarların ürettiklerini dükkanlarında pazarlamasıdır. Diğeri ise yurt içi veya yurt dışında satma amacıyla mal getirmek veya götürmektir.

Osmanlı tüccarları yurt dışında ticaret kolonileri de kurmuşlardır. Devlette her zaman ticareti özendirmiş ve tüccarları korumuştur. Bu amaçla şehir ve büyük kasabalarda Han, Bedesten gibi ticaret merkezleri yol üzerlerinde ve yerleşim merkezlerinde hanlar ve kervansaraylar yaptırılmıştır.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osmanlı Saray Mutfağı

Ülke düzenli ve güvenli bir yola ağıyla örülmüştür. Kamu ekonomisi devlet maliyesi demektir. Osmanlı maliyesinin en önemli gelir kaynağı halkın ödediği vergilerdir. Vergiler iki ana grupta toplanabilir. Bunlardan biri şervi diğeri örfi vergilerdir. Şervi vergiler İslam hukukuna göre toplanırdı. Öşür, haraç ve cizye olarak 3 kısma ayrılırdı. Örfi vergiler ise padişahın emriyle konulurdu. Örfi vergiler de çeşitli vergilerden oluşurdu.

Osmanlı Mimarisi

Osmanlı Mimarisi 

Osmanlı İmparatorluğu‘nun Beylik olarak kurulup imparatorluk olarak yayıldığı alanlar da hüküm sürdüğü sürece 1923 yılına kadar inşa ettiği veya fikir öncülüğü yaptığı mimari eserleri kapsar. Her ne kadar farklı dönemlerdeki ihtiyacı ve teknolojiye göre farklı yapı türleri inşa edilmişse de genellikle Osmanlı’nın hakim olduğu bölgelerde camiler ve çevresinde yapıların inşa edilmesi sıklıkla rastlanan bir olgudur.

Camiler çevreleri bir sürü sosyal müessese ile örülür ve bir külliye teşkil ederler. Mimar Sinan‘ın dünya tarihinin en büyük mimarlarından biri olduğu hususunda görüşler mevcuttur. Bir asır yaşayan ve son yarım asırını mimarbaşı olarak geçiren Sinan, şu eserleri yapmıştır.

Mimar Sinan’ın Yaptığı Eserleri

Mimar Sinan’ın Yaptığı Eserleri
Mimar Sinan’ın Yaptığı Eserleri

81 Cami – 50 Mescit – 55 medrese
19 türbe – 14 İmaret – 3 hastane
7 Su bendi (baraj) – 8 köprü – 16 Kervan Saray
33 Saray – 32 hamam – 6 Mahsen – 7 Darul Kurra

Bu 441 Eser bütün imparatorluğa dağılmıştır.

Erken Osmanlı Dönemi

Erken Osmanlı Dönemi

Osmanlı İmparatorluğu‘nun kurulması ile 1300-1453 yılları ilk kuruluş ve ilk Osmanlı Dönemi, Osmanlı sanatının yeni fikirler aradığı dönemdi. Bu dönem 3 tip camiye tanıklık etti. Katlı, tek kubbeli ve alt plan açılı camiler. Hacı Özbek Camii, İznik Osmanlı sanatının ilk önemli Merkezi tek kubbeli Osmanlı camisine ilk örnektir. Osmanlı ilk dönemlerindeki diğer camii plan türü de yan mekanlı camilerdir. Bunun ilk örneğini İznik Orhan Camii teşkil eder.


Lale Devri

Lale Devri

Bu dönemin başlamasıyla Osmanlı imparatorluğundaki üst sınıf ve elit tabaka açık ve genel alanları sıklıkla kullanmaya başladı. Geleneksel ve içe dönük toplum değişmeye başladı. Çeşmeler ve sahil kıyısında rezidanslar popüler hale geldi. Aynalıkavak Kasrı gibi bir su kanalı diğer adı cetvel isim piknik alanı Kağıthane dinlenme alanı olarak tesis edildi.


Lale Devri’nin Patrona Halil İsyanı ile son bulmasına rağmen o batılılaşma davranışının bir modeli oldu. 1720 1890 yılları süresinde Osmanlı mimarisi, klasik dönem prensiplerinden saptı. III.Ahmet’in ölümü ile I.Mahmut saltanatı aldı. Bu dönem Barok stili camilerin inşasına başlanıldığı dönemdi.

Barok Dönemi

Barok Dönemi

Bu dönemin yapıları içinde dairesel, dalgalı ve kıvrımlı hatlar ağır basmaktadır. Bunların büyük örnekleri Nur osmaniye Camii, Zeynep Sultan Camii, Laleli Camii, Laleli Çukurçeşme Hanı, Birgi çakırağa Yalısı, Aynalıkavak yazlığı ve Selimiye Kışlasıdır. Mimar Tahir zamanın en önemli mimarıdır.

İmparatorluk Dönemi

imparatorluk dönemi

Nusretiye Camii, Ortaköy Camii, Mevlevi dervişlerinin Galata locası, Dolmabahçe Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, Sadullah Paşa yalısı, Kuleli Kışlası, batılılaşma uygulamaları ile paralel bir şekilde yürüyen en önemli örneklerdir. Balyan Ailesi döneme damgasını vuran mimarlardır.

Son Dönem

Son Dönem

Pertevniyal Valide Sultan Camii, şeyh Zafir binalar grubu, Haydarpaşa Eczacılık Okulu, Düyun-ı Umumiye binası, Büyük Postane binası, Laleli harikzedegan apartmanları, eklektisizm sitilinin hakim olduğu zamanın en önemli yapılarındandır. Aronko, valori zamanın önde gelen mimarlarıydılar.

Camiler

Camiler

Osmanlı Her çeşit yapı yapmıştır fakat en önemlileri şüphesiz camilerdir. Cami bir şehirde merkez teşkil ediyor ve tek çeşitli binalar etrafını çevirerek bir Kültür Sitesi halini alıyordu. Bunlara Selahattin Cami deniliyordu. Başta padişahları olmak üzere Hanedan mensuplarının yaptırdıkları daha çok bu şekildeydi. Camilerde çini mermer, tahta, veya sıva üzerine nakış gibi süslemeler vardır.

Osmanlı Musikisi

Osmanlı Musikisi

Osmanlı musikisi Osmanlı Saray veya halk müzisyenlerinin askeri, dini klasik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır. Temelinde tek kişinin ozan tarzına uygun usullü veya usulsüz ama mutlaka bir makama bağlı olarak çalıp söylediği müziğin sadece ritim ve melodi unsurlarını kullanarak insan sesini ağırlık veren ve nesilden nesile aktarımı nota yoluyla değil gibi meşk yoluyla sağlanan bir şahsi uslüp ve ifade müziğidir.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları

Sarayın devleti yalnız askeri ve mülki olarak değil aynı zamanda fikir ve sanat hayatı açısından da yöneten bir merkez oluşu, Türklerde çok eski bir gelenektir. Ülkenin en iyi fikir ve sanat adamlarının toplayan besleyen ve barındıran hep saray olmuştur.

Osmanlı Musikisinin Eğitim Kurumları

Osmanlı musikisinin nesilden nesile aktarılımı meşk yoluyla sağlanırdı. Bu meşk mehterhane, mevlevihane, enderun, musiki esnafı loncaları ve özel meşganeler olmak üzere başlıca beş değişik mekanda yapılırdı ki musikinin toplum içinde tanınıp sevilmesini beste ve konserlerle yaygınlaşmasını sağlayan temel eğitim ve icra kurumu niteliğindeydi. Şimdi bu kurumları daha yakından görelim

Mehterhane

Mehterhane
Mehterhane

16. 17. ve 18. yüzyılda yetişen bestekar ve icracıları eliyle askeri musiki sanatının zirvesine ulaşan mehter musikisi hem savaşlar hem Osmanlı elçi veya heyetlerine eşlik eden şatafatlı takımlar münasebetiyle tanındığı Avrupa’da önce ordu birliklerini sonra da bestecileri etkilemede gecikmedi.

Daha 1683 de Viyana’ya yürüyen ve Jan sobieski nin ordusunda mehter etkisiyle perküsyonlar artırılmış ve bir askeri bando eşlik etmişti. Batılıların çoğunlukla yeniçeri müziği anlamına gelen terimlerle adlandırdıkları mehteri ilk uyumlayan lehler oldu. Avusturya Rusya ve İngiltere de arkalarından geldi.

Mehterhane 1828’de II.Mahmut tarafından kapatılmış bunun yerine III.Selim’in yakın dostu Napolyon’un emekli bando subayı Giuseppe Donizetti’te batı kopyası saray bando okulu kurdurulmuştur.

Mevlevihane

Mevlevihane

Sultan Veled tarafından kurulan ve Mevlana’nın tasarrufi fikirleriyle şeklini, yapısını kişiselleştiren mevlevilik, Türkçe, Arapça, Farsça, hat,  sema meşki gibi derslerin yanı sıra ciddi musiki eğitimi de veren dergahları ve bir tür konser salonu niteliğindeki semahaneleri ile Osmanlı musikisinin gelişmesinde yüzyıllar boyu büyük bir ocak görevi yapmıştır.

Anadolu’nun en ücra ve küçük şehirlerinden başka imparatorluğun Balkan ve Orta Doğu eyaletlerinde de açılmış olan mevlevihaneler Osmanlı Musikisi’nin yayılmasında yayılmasında başlıca rolü oynamışlardır.

Enderun

II.Murat’ın Edirne’yi almasından hemen sonra 1363’de kurduğu II Murat, Fatih Sultan Mehmet ve II.Bayezid’in geliştirip mükemmel bir saray üniversitesi haline getirdiği, 1833’de II.Mahmut tarafından kapatılan saray okuludur. I.Murat zamanındaki din derslerine II.Murat şiir, musiki, hukuk, mantık, felsefe, geometri, coğrafya ve astronomi, Fatih hat, tesir, kaatı ve resim, II.Bayezid ise silahçılık ve okçuluk gibi askeri spor derslerini eklediler.

Bu dersleri okutacak bilginler imparatorluğun içindeki ve dışındaki ülkelerden getirilirken enderunda tahsil edebilmek İslam dünyasının dört bucağından gelen öğrenciler için büyük bir şeref ve imtiyaz teşkil ediyordu.

Enderun musiki mektebi önemli Osmanlı musikilerinin sadece yetiştiği değil, derste verdiği bir okuldu. Yeniçeri ocağıyla birlikte kapatılan mehterhane gibi imparatorluk sarayının bu önemli muskii öğretim merkezi de II.Mahmut tarafından enderun-u hümayun ile birlikte kapatıldı.

Özel Meşkaneler

Tek veya toplu olarak hususi mahiyette musiki  yapılan evlerdir. Cemiyetler veya öğrenci koroları Osmanlı İmparatorluğu’nda musiki hocalarının evde ders verme geleneği Saray cariyelerin evlerine derse gönderildiği hocalarla başlamıştır.

Gerek erkek gerek kız çocuklarının musuki eğitimi için enderunda öbür konularda olduğu gibi sadece saraydan değil dışarıdan hocalarda görevlendirilirdi. Mehterhane ile enderunun daha sonra da tekkelerin kapatılmasından sonra bu adet zaruret halini aldı.

Hem eğitim hem konser amacıyla kurulmuş olan derneklerin başında ise 1916 1931 yılları arasında çalışan Osmanlı musikisinin ilk toplu icra plaklarını dolduran, ayrıca yurt içinde ve dışında ciddi konserler veren darüttalim-i musiki cemiyeti gelir.

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=n0BRlDFU9zE

Konu başlığı
Osmanlı Dönemi
Konu
Özet
Osmanlı Ordusu Osmanlı Devleti Kara Kuvvetleri Osmanlı Devleti Deniz Kuvvetleri Donanma Osmanlı’da Sanayi Osmanlı’da Ticaret Hayatı Osmanlı Mimarisi
Yazar
Yayımlayan
Hazırlayan
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.