Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları

Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları, Osmanlı dönemi hat sanatı ve el yazmaları, ferman, tezhip sanatı hakkında geniş bilgiler.

Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları. Osmanlılar Selçuklulardan miras olarak minyatür sanatını da devralmışlardır. Fetihler Dolayısıyla bu sanat dalında uzun süre önemli eserler ortaya konulamadı. Fatih Sultan Mehmet döneminde onun himayesinde bir araya getirilen sanatçılar ilk önemli Osmanlı minyatürlerini yaptılar.

II.Bayezid daha da ileri giderek sanatçıları sarayda teşkilatlandı. Minyatür sanatı 16. yüzyılda doruğa ulaştı. Saray Nakkaş hanesinde tarihi ve edebi eserler resimdendirildi. Bu yüzyılda matrakçı nasuh, nigari, Osman gibi ünlü nakkaşlar yetişti.

Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları
Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı ve Ressamları

17. yüzyılda Nakkaş Hasan ve Nakşi geleneği sürdüren başarılı sanatçılar olarak ön plana çıktılar. Bu yüzyılda Avrupa resim sanatının etkisi minyatürde hissedilmeye başladı. 1685 tarihli Gazneli Mahmut mecmuasında tam sayfa natürmortlar ve manzaralar görüldü. 17 yüzyılın başlarında Lale Devri’nde bu etki iyice su yüzüne çıktı. Mimari dekorasyon da çini yerine duvar resimleri kullanılmaya başlandı III.Ahmed’in Topkapı Sarayı’ndaki yemiş odası meyve ve çiçek resimleri ile donatıldı.

Lale Devri‘nin ünlü nakkaşı Levni ve yüzyılın diğer ünlü nakkaşı Abdullah Buhali’nin yaptığı minyatürlerde 3. boyut derinlik ortaya çıktı. Buhari’nin 1729 tarihinde cilt kapağı üzerine yaptığı iki peyzajı ilk figüratif manzara resmi kabul edilebilir. Mimari dekorasyonda dağ manzara resmi, çiçek, cami kullanma geleneği Anadolu’da ve Balkanlar’da ki eserlere de yansıdı. Böylece minyatürden batı anlayışında resme geçiş için elverişli bir ortam hazırlanmış oldu.

Osmanlı'dan Cumhuriyete Türk Resim Sanatı
Osmanlı’dan Cumhuriyete Türk Resim Sanatı

Batı anlayışında Osmanlı Dönemi Türk resim sanatının temelleri II.Selim döneminde 1795 de açılan mühendishane-i berri-i Hümayun da atıldı. 19. yüzyılın Osmanlı ressamları adları belirtilen askeri ve sivil okullardan yetişti. Çoğu asker kökenliydiler. Genellikle manzara resmi yapan bu asker kökenli ressamlardan ilk akla gelenler Beşiktaşlı Tevfik, Giritli Hüseyin, Karagümrüklü Hüseyin, Darüşşafakalı Hüseyin, Mirliva Osman Nuri, Kaymakam Ahmet Şekür, Üsküdarlı Osman ve Bedri Kulları’dır.

Tanzimat Döneminde 1860’lı yıllarda Fransa’ya resim öğrenimi için gönderilen Türk ressamları için Paris’te Mektebi Sultaniye kuruldu ve 1874 e kadar hizmet verdi. Ciro longer ve kaban el atölyelerinde yetişen sanatçılar arasında Süleyman Seyyid, Ahmet Ali Paşa sivrildi. Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz dönemlerinde yabancı ressamlar Osmanlı topraklarına gelerek çok sayıda gravür ve tablo yaptılar. 1874 yılında İstanbul’a gelen Fransız Dirlement bir resim atölyesi kurdu. Bu atölyeden Civanyan Diranyan gibi ressamlar yetişti.

Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı
Osmanlı Dönemi Türk Resim Sanatı

İstanbul’da ilk tablolar 20 Şubat 1863 de açılan bir sergide sergilendi. Gerçek anlamda ilk resim sergisi ise 1873 yılında Şeker Ahmet Ali Paşa’nın öncülüğünde açıldı. Sultan Abdülaziz bin “871 yılında heykeltraş fulleri üzerinde bir heykelini yaptıracak bir tabuyu daha yıktı. 1876 yılında II.Abdülhamit ile başlayan Meşrutiyet döneminde Sanayi-, Nefise Mektebi alisinin kurulması için 1882 yılı başlarında Osman Hamdi Bey görevlendirildi. Osman Hamdi Bey Paris’te resim öğrenimi görmüştü. Osman Hamdi Bey binasını da yaptırarak 3 Mart 1883 tarihinde okulun öğretime başlamasını sağladı.

Bu tarihten itibaren Türk ressam ve heykeltıraşları bu kaynaktan da yetişmeye başladı. II Abdülhamid döneminde deniz resmi yapan 3 asker ressam Mülazım ressam İhsan Bahriyeli, İsmail Hakkı, Diyarbakırlı Tahsin büyük ün yaptı. 1908 yılında ilk ressamlar örgütü olan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti derneği kuruldu. Dernek 1910 yılında bir dergi yayınlamaya başladı. Derneğin adı 1921 yılında Türk Ressamlar Cemiyeti oldu.

Osmanlı’da Hat Sanatı ve El Yazmaları

Arapçada çizgi ya da bir satır yazı anlamına gelen hat sözcüğü bugün Arap harfleriyle yazılmış güzel el yazısı karşılığı olarak kullanılmaktadır. Hat güzel yazı sanatı olup yazarlarına Hattat denir. Küfi, sülüs, Nesih, muhakkak, Reyhani, tevki, icaze, talik, divani, ceri, rika dahil 1000 kadar çeşidi vardır, Halıcılık, kumaşçılık, dericilik, ciltçilik, kitapçılık, tezhipçilik, porselencilik, çelikcilik, kehribarcılık, cıvıkcılık mürekkepcilik, çelik mobilyacılık, sandalcılık ta ayrı birer sanat dalı olarak her sahada eserler verildi.

Yazıya verilen değer bütün İslam kültürlerinde hat sanatının çok üstünde durulmasına yol açmıştır. Özellikle Osmanlı kültürü içinde hat sanatı çok ilerlemiş, işlevsel görevinin yanı sıra estetik bir düzeye yükselmiş, adeta batı resim sanatındaki tabloların yerini tutar olmuştur. Gerçek bir tablo gibi çerçeveler inerek duvara asılan güzel yazı örneklerinden ünlü hattatların yapıtlarına Osmanlı tarihinde çok büyük paralar ödendiği bilinmektedir.

Güzel yazı yalnız levhalarda değil bundan başka el yazması kitaplarda, fermanlarda, diplomalarda, camii iç ve dış duvarlarında, çeşitli yapıların yazıtlarında, mezar taşlarında, tencere kapağı ya da kapı kanadı gibi mimarlık ögelerinin üstlerinde, halı bordürlerinde, kutu, vazo, tabak gibi gündelik eşyada da kullanılmıştır.

Hat sanatında yazı gelişi güzel yazılmaz. Her yazı türünün kendine özgü özellikleri inceden inceye saptanmış kuralları vardır. Tarih boyunca ünlü hat ustaları zaman zaman yazı kuralları oluşturmuşlar ve bunları saptamışlardır. Çeşitli yazı türleri birbirlerinden harflerin büyük ya da küçük olması, biçimi, bazı aralıkları, bazı harflerin birbirlerine birleştirilip bitiştirilmemesi, bazı işaretlerinin kullanılıp kullanılmaması gibi özellikleri ile ayrılır.

Çeşitli yazı türleri içinde küfi en eski yazıdır. Osmanlı Kültürü çevresinde az kullanılmış olmakla birlikte dik, kalın, köşeli harfleriyle hemen dikkati çekerek öteki yazılardan ayrılır. Halı bordürlerin den madeni paraya dek çok çeşitli alanlarda kullanılır.

Yazıtlarda, Kur’an’da, ve divan yazmalarında kullanılan nesih iri harfli olduğu için duvar yazılarında ve kitapların bölüm başlıklarında kullanılan sünüs din kitaplarında ve murakkaların başındaki besmelelerde kullanılan Reyhani ve muhakkak, devlet belgelerinde kullanılan tevki, hattatların öğrencilerine verdikleri icazetnamelerinin altındaki üstat imzalarında kullanılan rika, bir arada aklam-ı sitte diye adlandırılan en önemli 6 yazı türünü oluştururlar. Bunlardan başka Talih, nestarik, divani bir tür steno sayılabilecek olan siyakat, menşur, zülfü-arus, şikeste, müselsel gibi yazı türleri de vardır.

Hat sanatında Osmanlı sanatçıları çeşitli üslupları demişlerdir. Bunlardan biri istiftir. Bir sözcüğün harflerinin ya da bir cümlenin hece ve sözcüklerinin güzel bir görünüm oluşturmak amacıyla ve kullanılan yazının çeşidine uygun biçimde yan yana ve üst üste sıralanmasına istif edilmesine denir.

Bir sözcüğün bir eksenin iki yanına bir ters bir düz bakışı olarak yazılması ile oluşturulan çeşidine bunu müsenna ya da aynalı yazı adı verilir. 17. yüzyıldan sonra özellikle gelişen bu türün en görkemli örnekleri bugün Bursa Ulu Cami’nin duvarlarında bulunmaktadır. Harflerin biçimleri ile oynayarak çeşitli düzenlerde birleştirip İstif edilerek yazılan ve oldukça stilize edilmiş bir tür yazı resimde hat sanatında önemli yer tutar. Yazı ile oluşturulan böyle resimler arasında en çok sevilen ve rastlanan konular kayık, kuş, aslan, sancak, cami, ibrik, çiçek, insan başı ve benzerleridir.

Osmanlı Devleti’nin arması ve padişahın imzası olarak kullanılan tuğra da tür istif yazıdır. Oğuz Han’ın yazılı yanından çıktığı bilinen tuğra, Büyük Selçuklular, Anadolu Selçuklular tarafınca da kullanılmıştır.

Osmanlı’da Hat Sanatı ve El Yazmaları örnekleri

Osmanlı hat sanatı örnekleri
Osmanlı hat sanatı örnekleri
Osmanlı'da Hat Sanatı ve El Yazmaları 
Osmanlı’da Hat Sanatı ve El Yazmaları 
Osmanlı Devleti hat sanatı örnekleri
Osmanlı Devleti hat sanatı örnekleri
Osmanlı dönemi hat sanatı örnekleri
Osmanlı dönemi hat sanatı örnekleri
Osmanlı tarihi hat sanatı örnekleri
Osmanlı tarihi hat sanatı örnekleri
Osmanlı devletinde hat sanatı çizimi örnekleri
Osmanlı devletinde hat sanatı çizimi örnekleri

Ferman

Ferman, kelime itibariyle emir irade buyruk anlamlarını taşır. İslamiyeti kabul ettikten sonra İlhanlılar tarafından kullanılan bu kelime, Osmanlılara da onlardan geçmiştir. Kısaca ferman herhangi bir konuda Sultan’ın alamet-i şerif denilen tuğralı emri demektir. Üzerinde padişahın kendi el yazısıyla bir ibare de bulunan fermanlara ferman-ı hümayun denir.

Osmanlılarda divan, hatla yazılması gelenek olan fermanlar, kısaca şu sırayla kalemi alınırlardı. En üst kısma davet ki, bir dua metninden oluşur. Bunun altında tuğra kısmı, onun altında ise esas metin kısmı bulunur. Bu kısım ferman gönderilen kişinin isim ve sıfatlarını taşıyan övgü sözleri, konuya giriş cümlesi, fermanın çıkarılma sebebi, padişahın yapılması istenen şeye emrettiğinin ifadesi, işin açıklanması, ihtar ve ısrar sözleri. Son satırda ise tarih bölümlerinden oluşur. Günümüzde antik değer taşıyan orijinal fermanlar gibi onların iyi kopyalarıda büyük ilgi görmektedir. Oldukça zor bir yazı olan divani hatla yazılan ferman kopyaları orjinaline uygun kağıt ve mürekkep kullanılarak usta hattatlar tarafından hazırlanmaktadır.

Tezhip Sanatı

Tezhip sözcüğü arapça zehep altın sözcüğünden gelmektedir. El yazması eserleri murakka denilen hüsnihat, yani güzel yazı, levha ve albümleri ile padişah tuğralarına altın yaldız ve boya ile yapılan mezeme sanatına verilen addır. Tezhip ile bezenmiş eserlere müzehhep, ezilmiş toz altında birlikte sulu guaj boyayla tezyinat yapan sanatçılara da müzehhip denir. Sadece altınla yapılan tezhip çeşitlerine halkari denir. Tahrirli ve tahrirsiz olmak üzere iki türlüdür.

Sayfa kenarlarında o sayfadaki yazının neye ait olduğunu göstermek için yazılan yazıların etrafını çevreleyen yuvarlak ve içi boş süslemeleri gül denir. Bu gül motiflerinin daha büyük ve süslü olanlarına şemse denir. Genellikle şemse cilt kapaklarının ortasına yapılan bir bezeme çeşididir.

Cumhuriyet öncesi Türk resim sanatı
Cumhuriyet öncesi Türk resim sanatı


ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Emre dedi ki:

    Gerçekten şaşırmadan yapamıyor insan. Tarihimizde böyle şeylerin olduğunu bilmek bile gururlandırıyor.

  2. Serkan dedi ki:

    Tarihte bir şekilde güzelliklerle dolu olan başka bir millet varmıdır gerçekten düşünmeden edemiyorum bir çok konuda dünyaya hükmetmiş olan bir devlet Osmanlı devleti