ALTIN 258,3548
DOLAR 5,7156
EURO 6,4097
BIST 98.028
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Gök Gürültülü
En çok okunanlar
Osmanlı Devleti Yükselme Dönemi, haritası, padişahları ve önemli olayları, osmanlı...
Osmanlı Devleti haritası, padişahları ve önemli olayları, osmanlı en geniş...
Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi, haritası, padişahları ve önemli olayları, osmanlı...

Osmanlı Devleti imparatorluğu

Osmanlı Devleti Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bir bölümünü yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir.
Osmanlı Devleti imparatorluğu, Osmanlı devletini anlatan kitaplar, Osmanlı padişahları, Osman Gazi, Osman Bey, Ertuğrul Bey, Orhan Gazi

Osmanlı Devleti imparatorluğunun hayat çizgisi 600 yıllık bir süreyi içine almaktadır. Öyle ki cihan devleti ünvanını alan bu devletin en geniş sınırlarını 400 yıl elinde tuttuğu bilinmektedir.

Osmanlı Devleti’nin kurucusu kimdir? Osman Gazi’dir. Osmanlı Devleti nerede kurulmuştur? bu konumuzdan bakabilirsiniz. Osmanlı Devletinin yükselme dönemi ve Osmanlı Devletinin gerileme dönemi haritası içinde bu konularımıza göz atabilirsiniz.

Yine Osmanlı Devletinin bayrağı, arması ve sancağı konularımızda sitemizde mevcuttur. Toplamda 36 tane Osmanlı Devleti Padişahları vardır. Osmanlı Devleti’nin başkentleri ve Osmanlı Devleti’nin birlikte savaştığı devletler..

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu

Osmanlı Devleti Gerileme dönemi dediğimiz son 200 yıl içinde bile fazla toprak kaybetmemiş, topraklarının büyük bir bölümünü yıkılış dönemlerini oluşturan 20. yüzyılın başlarına kadar koruyabilmiştir.

Bu özellikleri ile Osmanlı, dünya medeniyetleri arasında ilk sıralarda yerini almaktadır. Bu makalemizde dünyanın en büyük medeniyetlerinden birini kurmuş olan Osmanlı Devleti İmparatorluğu’nun tarih sahnesisine çıkışından, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar geçen yaklaşık 700 yıl süren dönemi sizlere aktarmaya çalışacağız.

Osmanlı Devleti’nin Doğuşu

Osmanlı devletinin kuruluşu
Osmanlı devletinin kuruluşu

Anadolu Türklüğünün yeniden birliğe kavuşturan, yayılmasını ve güçlenmesini sağlayan Osmanlıların ortaya çıkış meselesi, Batı Anadolu’nun uç bölgesinde yeni bir Türkiye’nin doğuşu ile sıkı sıkıya bağlıdır.

Osmanlı Hanedanı’nın mensup bulunduğu oğuzların sağ kolu olan Günhan kolunun Kayı boyu 9. yüzyıldan itibaren Selçuklular ile beraber Ceyhun Nehri’ni geçerek İran’a geldi. Rivayetlere göre Horasan’da mer ve mahan tarafına yerleşen kayılar moğolların tecavüzleri üzerine yerlerini bırakarak Azerbaycan’a ve Doğu Anadolu’ya göç ettiler.

Bir rivayete göre Ahlat’a yerleşen kayılar oradan Erzurum ve Erzincan a daha sonra Amasya’ya gelerek oradan Halep taraflarına göç ettiler. Bir kısmı Caber kalesi civarında kalırken diğer bir kısmı Çukurova’ya gitti. Çukurova’ya gelenler daha sonra Erzurum civarında Sürmeli çukura vardılar.

Aralarında çıkan ihtilaf üzerine bir kısmı asıl yurtlarına dönerken Ertuğrul ve kardeşi Dündar’ın emrindekiler bir müddet Sürmeli çukurda kaldıktan sonra Moğolların Batı yakınları üzerine Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubata müracaat ederek Karacadağ taraflarındaki Rum Bizans hududunda yerleştikleri söylenirse de bu tarihi gerçeklere pek uygun düşmemektedir.

Gündüz Alp’i Ertuğrul Gazi’nin babası olarak gösteren ve bugün ilim aleminde kabul edilen diğer bir rivayete göre ise gündüz Alp’in Ahlat’ta vefatından sonra oymağın başına geçen oğlu Ertuğrul Gazi buradan hareketle Erzincan’a Oradan da Bizans sınırına yakın olmak gayesi ile Karacadağ mıntıkasında gelmiştir.

Kesin olan bir şey varsa o da Ertuğrul Gazi liderliğindeki Kayılar’ın 13. yüzyıl ortalarında Ankara’nın batısında bulunmalıdır. Sonraları tahminen 1231 yılında Sultan Alaaddin’in kendilerine arazi olarak verdiği Söğüt ve Domaniç’e gelip yerleşmişlerdir.

Diğer taraftan Moğollar Orta Asya Türklüğünü ve medeniyetini imha ederken istilanın dehşeti karşısında onların kılıcından kurtulan büyük göçebe kitleleri Şehirli Alim Tacir edebiyatçı ve Sanatkarlar da Anadolu’ya sığınıyordu. Göç dalgaları Selçuklu hududunda eskiden beri mevcut göçebelerle yeni Türk boylarını birbirine karıştırıyor ve uçlarda ki yoğunluğu süratli bir şekilde artırıyordu.

Kaynakların kayıt ve tasvirine göre Azerbaycan ve Harran Karadağ ovaları ile vadileri karıncalar gibi kaynaşıyor ve göç dalgaları buradan Anadolu’ya atıyordu. Böylece Moğollardan kaçan Türkmenler Anadolu’ya nüfus ve hayatiyet getiriyor ve siyasi parçalanmaya rağmen bu ülke yeni bir kudret kazanıyordu. 1261 den itibaren Moğol kontrolünün nispeten zayıf bulunduğu ve Türkmen nüfusunun gittikçe kuvvetlendiği Kızılırmak’ın batısındaki bölge de Kastamonu Ankara Akşehir Antalya hattının batısında uç beylikleri ortaya çıktı.

Eskişehir, Kütahya, Afyon ve Denizli Selçuklu İslam kültürünün yerleştiği uç merkezleri olarak yükselip Gazi Türkmenlerin faaliyette bulunduğu en ileri uç bölgesi ile Selçuklu üç bölgesi arasında bir ara bölge haline geldiler. Uç bölgelerinde ortaya çıkan Türkmen beylikleri arasında Konya’ya hakim olan Karamanoğulları en kuvvetlisi görünüyor ve Selçukluların Valisi olduğunu iddia ediyordu.

Batı Anadolu’da Aydınoğulları devrin şartlarına göre mükemmel bir donanma gücüne sahip bulunuyordu. Göçebe bir kavmin süratle denizci olması ve Adalar Ege Denizi’ne alt üst eden gazaları ile hayranlık uyandırması şaşılacak bir gelişmeydi.

Bu devir anadolusunda yine mühim sayılabilecek bir güce sahip bulunan Germiyanoğulları, Karesioğulları, Menteşoğulları, Saruhanoğulları, Hamidoğulları ve Candaroğulları beyliklerinden her biri kendi hesabına yayılma mücadelesine girişti. Bunlar arasında Söğüt’te kurulan Osmanlı Beyliği en mütevazı bir durumda bulunuyordu.

Ertuğrul Bey’in Rüyası

Ertuğrul’un üç oğlu vardı. Osman, Gündüz Alp, Savcı. Bunlardan Osman 1258 yılında doğmuştur. Ertuğrul Bey, Şeyh Edebali’nin evine konuk olur. İstirahat vakti gelince ev sahibi Ertuğrul’un önünde bulunduğu dolaptan bir kitap çıkarır ve daha yüksek bir yere koyar. Bu kitabın ne olduğunu sorunca da ev sahibi bunun Kuranı Kerim olduğunu bildirir. Ertuğrul Gazi hürmetle Kur’an’ı alarak bütün gece ayakta okur. Sabaha karşı azıcık uyumak ister sabah uykusunda şöyle bir ses duyar.

Mademki Sen Benim kitabımı ama o kadar saygı ile okudun. Çocukların ve çocuklarının çocukları kuşaktan kuşağa şan ve şerefe ulaşacaklardır..

Karaman’ın Adana şehrinde doğmuş olan Şeyh Edebali Suriye’de fıkıh öğrenimi gördükten sonra Eskişehir’e yakın itburnu köyüne gelip yerleşmişti. Osman sık sık ziyarete gelir şey ile görüşüldü. Bir gece Edebali’nin kızı var hatunu görerek aşık oldu. Fakat şey Osman’a tam olarak güvenemedi ve kızıyla arasında var olan maddi eşitsizliği göz önünde bulundurduğu için evlenmelerini önce uygun görmedi.

Osman Bey’in Kız istemesi

Osman Bey derdini silah arkadaşlarına açtı. Bunlardan Eskişehir beyi Osman’ın anlatışı üzerine mal hatuna gönül verdi. Kızı kendisi için istedi. Edebali onu da geri çevirdi. Edebali Osman dan çok Eskişehir beyinin öç alacağından çekindiği için topraklarını bırakarak Ertuğrul Bey‘in bölgesine yerleşti. Ertuğrul Gazi‘nin ölümünden önce karacahisarda ele geçirildi. Osman babasının ölümünden duyduğu üzüntüyü yeni fetihlerle ve o yıl doğan oğlu Orhan’ın dünyaya gelişinden duyduğu sevinçle avutuyordu. Ertesi yıl Selçuklu sultanı Alaaddin, üçüncü Osman’ın başarılarına mükafat olmak üzere onun aldığı karacahisarı yurtluk olarak ona verdiği gibi Bey unvanını ve Beylik alameti olarak Sancak, davul ve Tuğ verdi.

Osman Gazi’nin Adaleti

Osman Bey Adaleti Şahsiyeti ve Ölümü
Osman Bey Adaleti Şahsiyeti ve Ölümü

Osman, bey olduktan sonra Karacahisar’da ki kiliseyi camiye çevirdi. Bir imam, bir katip bir de türlü işlere bakmak ve halk arasında doğan davaları hafta sonu olan cuma günlerinde görmek üzere bir Molla Kadı seçti.

Kayın babası ve dört silah arkadaşı ile görüştükten sonra Edebali’nin öğrencilerinden Dursun Fakih’i İmam yaptı. Pazarlarda din ve milliyet farkı gözetmeksizin düzeni koruma görevini de ona verdi. Bir cuma günü germeyen Türk beyi Ali Şirin uyrukluğunda olan bir müslümanla Bilecik Rum komutanına bağlı bir hiristiyan arasında çıkan kavgada Osman haklı olan hiristiyan Danyal’a hüküm verdi.

Osman Gazi’nin Şahsiyeti – Kişiliği

Bunun üzerine bütün ülkede Ertuğrul’un oğlu Osman’ın hak ve adalet severliği beğenildi ve halk arasında yayıldı. Bunun sonucunda halk Karacahisar pazarına daha çok rağbet etti. Osman iyi dostu ve silah arkadaşı olan Kösemihal in tavsiyesi ve yardımıyla Bolu yolu üzerinde ilk seferini yaptı.

Yolda Ertuğrul Gazi‘nin eski arkadaş olup onları iyi tanıyan Samsaçavuş’a rastladılar. O da onları Taraklı, Göynük ve Mudurnu kasabalarına götürdü. Buralardan aldıkları ganimetlerle Karacahisar’a döndüler. Bu Seferden sonra devam eden yedi yıllık barış dönemini büyüyen ve güçlenen Osmanlıları çekemeyen Rum tekfurlarının sataşmaları bozdu.

O zamana kadar Ertuğrul Bey‘in hazinelerini saklamış olan Bilecik tekfuru bile Osmanlı gücünü çekememeye başladı. Kösemihal kızını Kalanosun oğlu ile evlendirdiği zaman düğününe çağırdığı beylerini bir anlaşma ile Osman’a bağlamak istedi. Fakat onlar kösemihal in teklifini dinleyecek yerde onu kendileri ile birlikte hareket etmeye ve Osman’ı ellerine teslim için kandırmaya çalıştılar.

O sıralarda Yarhisar tekfurunun kızı ile evlenecek olan Bilecik hakiminin düğününü de bu hainlik için fırsat saydılar. Mihalin içten bağlılığı değişmedi. Osman’a düşmanlarının tasarılarını planlarını anlattı. Osman Bey kötü niyetli bilecek hakiminin davetini görünürde kabul etti. Düğün armağanı olarak da bir kuzu sürüsü hediye etti.

Ancak düğünden sonra savaşçıları ile birlikte yaylaya çıkmak zorunda olduğunu ve mallarını açgözlü düşmanlarına hazır bir durumda bırakmak istemediğini söyleyerek en değerli eşyalarını her yıl olduğu gibi kadınlar vasıtasıyla kaleye göndermesine müsaade etmesini istedi. Bilecik hakimi hilesinin bu sonucu ile büyülenmiş olarak Osman’ın dileğini kabul etti.

Hazinelerin taşınması düğünden bir gün önce yapılacaktı Bilecek hakimi belirtilen günde Çakır pınarına gitti. Osman en Bahadır cenklerinden seçtiği 39 kişiyle yola çıktı. Bunlar kadın kılığına girmiş yüzlerine uzun birer peçe örtmüş oldukları halde değerli eşyalar yerine silah yükletilmiş atlarıyla kaleye girdiler.

Osman Gazi’nin Zaferleri

Halk ve muhafızlarının çoğu düğüne gitmiş bulunduklarından Bilecik’in alınmasında güçlük çekilmedi. Osman burayı ele geçirdikten sonra bir başka kıtanın başında damadı beklemek üzere kaldırılıp boğazına gitti. Hiçbir şeyden haberi olmayan Bilecik tekfuru rahat rahat karesine dönerken Osman’ın arkadaşları tarafından öldürüldü. Karısı Nilüfer’de esir düştü. Osman’da çocukluk günlerinden beri gösterdiği yiğitliğe mükafat olarak oğlu Orhan’a onu uygun bir eş gördü.

Artık Osman bu zaferinin sonucundan da cürret olarak hızla Nilüfer’in babasının elinde bulunan Yarhisar’ın üzerine yürüdü. Turgut Alp İnegöl’ü fethederken Osman Gazi‘de Yarhisar’ı aldı. İşte Osman’ın hükümetinin genişlemeye başlaması bu fetihlerle olmuştur. Selçuk Devleti‘nin düşmesini de bu tarihten başlatmak gerektiği için Osmanlı Hanedanı‘nın bağımsız sultanlığının başı bu yıldır (1299).

Osman Gazi’nin Evliliği

Orhan’ın Nilüfer’le evlenmesinden I.Murat ile Süleyman Paşa doğmuşlardır. Selçukluların son sultanı III. Alaaddin, bazı tarihçilere göre Moğollar tarafından idam edildiğinden ya da oğlu Gıyaseddin tarafından zehirlendiğinden Selçuklu Devleti on parçaya bölünmüş ve her bölük bağımsız bir beyin idaresine geçmişti.

On iki yıldan beri Karahisar’da adına hutbe okunan Osman Gazi’nin, Alaaddin’in ölümünden sonra İslam’da yürürlükte olan ikinci sultanlık hakkını da kullanarak adına para bastırdı söylense de ilk madeni para Orhan zamanında basılmıştır. Ancak Alaaddin’in ölümünden önce hutbenin Sultan’ın adına okunmuş olması ve Osman’ın adının onun ölümünden sonra anılmış olması daha akla yakındır.

Osman Gazi’nin Atamaları

Osman Bey, Bursa yöresinde bağımsızlığa kavuşunca idareyi fetihlerde yararlılıkları görülenler arasında bölüştürdü. Oğlu Orhan’ı Karacahisar’a, kardeşi Gündüz Alp’i Eskişehir’e, Aykut Alp’i İnönü ve Yurt Hisar’a, Hasan Alp’i Yar Hisar’a, Turgut Alp’i de kendi aldığı İnegöl komutanlıklarına atadı. Bilecik’in gelirini derviş ve şeylere bağladı. İdare merkezini toprağının kuzey bitiminde bulunan Yenişehir’de kurdu.

13. yüzyılın sondan bir önceki yılın da bu devletin genişliği bu durumdaydı. Osmanlı Devleti ancak kuruluşundan 150 yıl sonra İstanbul’un fethi ile kendini pekiştirdi ve bu tarihten de bir yüzyıldan daha fazla bir zaman Kıbrıs’ın alınması ne kadar gücü gittikçe arttı yüceldi.

Osmanlının ilk Genişlemesi

Osmanlı Devleti’nin yükselme dönemi, büyüklüğü en yüksek derecesine erişince 150 yıl konumunu korumaya gücü yetti. Ve bundan sonra da 18. yüzyılın ortalarına yani Kaynarca Antlaşması’na kadar hızlı bir çözülmeye ve gerilemeye doğru yol almaya başlamıştır.

Hz Muhammed’in üçüncü halifesi Osmanlı‘dan beri İslam ülkelerinin tahtaları üstünde bu isimde hiçbir hükümdar şöhret kazanmıştır. Bu halifenin Fatih ve kanun koyucu sıfatıyla kazandığı büyük şan 700 yıl sonra Osmanlı ismi ve onun ardından gelen kuşaklarında yine parlak olarak gözükecekti.

Köprü Hisar’ın Fethi

Yenişehir’in batısında bulunan Köprü Hisar önceleri birkaç defa kuşatılmıştı. Osman Bey bağımsızlığa erişince buraya aldı. Buranın fethi Osman’ın para basma ve adını hutbede okutturma hukukuna elde etme zamanını gösterdiğinden Osmanlı sultanlığı olayları arasında dikkate değerdir.

Köprü Hisar’ın fethi Osman’ı İznik yakınlarında bulunan başka hisarında alınması hazırlıklarına girişmeye şevklendirdi. Şevkini güçlendiren durum muhafızlarının gevşekliği ve Sakarya Nehri’nin taşmasıydı. Önce Bizans imparatorunun Hassa komutanı olan muzalo adındaki eteryakı şimdiki İzmit dolaylarında yendi.

Böylece Koyun Hisar Osmanlılara geçti. Bu savaşta Osman Bey’in kardeşi Gündüz Alp’in oğlu Aydoğdu şehit düşmüştü. Türkler bu sıralarda İznik kapılarına kadar geldiler. Bizanslıların koyun Hisarı’nda ilk yenilişlerinden altı yıl sonra Bursa hakiminden aldıkları emir üzerine birkaç Hisar komutanı kuvvetlerini toplayıp Osman Bey’le savaşa tutuştular. Ama yenildiler. Ertesi yıl kete topraklarına bağlı kalolimnoz Adası Aykut Alp’in oğlu Kara Ali ile alındı.

Osman bu ada ganimetlerinden güzel bir Rum kızını zaferine mükâfatı olarak genç savaşçı ile evlendirdi. Bundan az önce de Türklerin ilk Deniz korsanlığı olmak üzere Sakız Adası’na 30 gemiyle yanaşmışlar, ellerinde kılıç ve ateş adayı dolaşmışlardı. Bu zamandan sonra Akdeniz’in her tarafında boğazdan Cebelitarık’a kadar bütün adalarda istediklerini yapan Türk Deniz Korsanları dolaşmaya başlamıştır.

Osman Gazi Topraklarını Genişletmesi

Bu sıralarda Bizans İmparatoru Asya sınırlarını her taraftan tehdit eden Türklerin baskısı altındada Moğol hanlarının en güçlüsü sayılan Gazan Han’a başvurmuş ve ona gayrimeşru kız kardeşi Mari’yi teklif etmişti. Ama bunların hiç bir faydası olmamıştır. Osman Bey ülkesinin genişledikçe genişletiyordu. Hatta Karadeniz kıyılarında Avrupa ve Anadolu hisarına kadar da ilerlemişti. Bu arada koca hisara da hücum etti ve aldı.

Osman Rumların Asya’dan son sığınakları olan müstahkem Sakarya Kalesi’ni fethettiği sırada kendi memleketinin Güney tarafı birden korkunç bir düşman tarafından tehdit edildi. Bunlar Moğollar’dı. Osman Bey oğlu Orhan’a Karacahisar’ın savunmasını bırakarak candan bağlı arkadaşı Saltuk Alp ve kösemi halinde onun yanında bulunmalarını istedi.

Orhan Gazi’nin ilk Zaferi

Orhan bu iki tecrübeli savaşçının yardımıyla karacahisara girdi ve bu şehrin pazarının yağma etmiş olan Moğolları Oynaş Hisar yakınlarında yendi. Osman oğlunun bu İlk başarısından pek memnun olmuştu. O zamandan başlayarak onun hakkında büyük ümitler beslemiştir.

İkinci bir deneme olmak üzere de Sakarya ile deniz arasındaki yerlerin fethi görevini ona verdi. Bununla beraber yirmi yıllık en iyi silah arkadaşlarından dördünü Kösemihal, Abdurrahman Konur Alp ve Akçakoca’yı onunla beraber gönderdi. Cenkçiler buralarda da başarılar kazandılar. Ertuğrul Gazi oğlunun cesareti artıyordu. Yeni savaşlar yeni zaferler getiriyordu. İznik’e yakın Karatekin müstahkem mevki kapılarını açtı. Ele geçen ganimetler bölüşüldü ve kalenin komutanlığı Samsa Çavuş’a verildi.

İznik Kalelerinin Fetihleri

Komutanlar ayrı ayrı kaleleri alıyor birbiriyle yarışa giriyorlardı. Böylece Bizans İmparatorluğu sınırlarının en önemli yeri olan İznik parça parça Osmanlılar tarafından kuşatılıyor, Bursa’yı kuşatma hazırlıklarına da girişiliyordu. Osman Bey yeğeni Aktimur ve Balaban’a şehrin yakınlarında iki istihkam yapılmasını emretti.

Bu iki istihkamın muhafızları Bursa’yı 10 sene sıkıştırdılar. Osman Bey Nikris hastalığı Dolayısıyla ordusunun başında bulunamadığı zaman bütün kuvvetini oğlu Orhan’ın komutasına vererek Bursa’yı fethetmek kararını aldı. Kösemihal Turgutalp, Şeyh Mahmut ve Edebali nin yeğeni Ahiy Hasan’dan kurulu olan Kurmay heyeti ilk önce Bursa’nın anahtarı sayılan Evrenos’u almayı gerekli gördü.

Her suretle başarı sağlandı ve şehir alındı. Sonra Orhan, zafer sancaklarını Uludağ Eteğinde Pınarbaşı’na ve Doğu tarafında Bursa kapıları önüne dikti. Şehir teslim oldu. Kumandanı 30.000 altın karşılığında halkın malları ile çıkmalarını sağlayabildi. Bu 30.000 altın hiristiyan hükümdarların 300 yıl her barış iste istediklerinde Türklere vermek zorunda kaldıkları Kurtuluş bedelinin değişmez miktarı olmuştur. Ancak 17. yüzyılın başlarında Zitvatorok barışında Osmanlı beylikçi kaleminin vergi kayıtlarından bu şart silinmiştir.

Osman Bey’in Ölümü

Ertuğrul’un oğlu 27 yıllık sultanlıktan sonra 70 yaşında Bursa’yı fethederek şanına layık ebedi istirahaka ve gelecek nesli ve ülkesi içinde başkent olacak bir yer kazanmış olarak bahtiyarlık içinde öldü. (1326)

Osman Gazi‘nin kayın babası Şeyh Edebali ve karısı Mal Hatun, bu tarihten önce ölmüşlerdi. Osman Bey onların Bilecik’te cenazelerinde hazır bulunmuştu. Orhan Gazi babasının ölüm döşeğinde olduğu haberini alınca devlet büyükleriyle Söğüt’e koştu. Osman Gazi oğluna şöyle seslendi.

Ben ölüyorum fakat Esef etmiyorum Çünkü senin gibi bir Halef bırakıyorum adaletli ol İyi Adam ol merhametli ol bütün kebabı eşitlik üzere koru. İslam dinini yeryüzünde yay. Padişahların görevi budur. Allah’ın lütfuna İşte bu suretle kavuşurlar.

Sonra da Bursa’nın başkent yapılmasını ve kemiklerinin oraya taşınmasını istedi. Osman Bey ve Orhan Bey’lerin iki imamı Dursun Fakih ve Yahşi Osman Gazi, Ahi Şemseddin, Çankırılı Kara Halil padişahın arzularını yerine getirdiler. Cenazesi Bursa’ya götürüldü.

Osman Bey sade yaşardı. Miras olarak altın gümüş bırakmadı. Ölümünden sonra evinde bir kaşık, bir tuzluk, bir işlemeli kaftan, bir sarı birkaç ipekli kırmızı sancak, çok iyi atlar, ekim için birkaç çift hayvan, birkaç çift koyunu vardı.

Osman Bey kırmızı yuvarlak külahının üzerine bir beyaz sarık sarardı. Yaka ve astarı kendi renginde geniş bir kaftan giyerdi. Osman’ın beden yapısı ata binmeye tek elverişliydi. Saçları, sakalı, kaşları, gençliğinden beri ona da lakabını verdirmişti.

Osmanlı Devleti imparatorluğu

Kaynak:
https://www.youtube.com/watch?v=n0BRlDFU9zE

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ateş dedi ki:

    Osmanlı’yı bilmeyen ve merak edenler için kısa ve bilgilendirici bir yazı olmuş emeğinize sağlık.