ALTIN 248,5559
DOLAR 6,0494
EURO 6,7523
BIST 86.796
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24°C
Çok Bulutlu

Orhan Gazi Kimdir?

19.04.2019
146
A+
A-

Orhan Gazi, Orhan Bey ya da birinci Orhan.Osmanlı Devleti imparatorluğunun ikinci padişahı Osman Bey’dir. Döneminde beylik sultanlığa çevrilmiş ve çeşitli kanunlar, yasalar getirilmiş ve ordu birlik haline getirilmiştir.

Orhan Gazi Kimdir?
Orhan Gazi Kimdir?
5 (100%) 8 vote[s]

Orhan Gazi kimdir? Orhan Bey, I.Orhan. Osmanlı Devleti imparatorluğunun ikinci padişahı Orhan Bey’dir. Döneminde beylik sultanlığa çevrilmiş ve çeşitli kanunlar, yasalar getirilmiş ve ordu birlik haline getirilmiştir.

Orhan Gazi - Orhan Bey

Osmanlı padişahlarının ikincisi olan Orhan Gazi’nin mezarı nerede? Bursa’nın Osman Gazi ilçesinde yer alan Orhan Gazi türbesi çokca ziyaret edilmektedir. Günümüzde ise, Orhan Gazi’nin ismi köprüye verilmiş ve Osmanlı Devleti’nin padişahanın adı anımsatılmıştır. Aşağıda ki makalemizde Orhan Gazi’nin hayatını, ailesini, Orhan Gazi’nin annesi, babası ve çocuklarının yani kronolojisi olarak isimlerini sıraladık. Osman Gazi’nin tarihi olayları, fetih ettiği yerler, savaşları, eserleri, Orhan Gazi’nin dönemi ve haritası yine konumuzun içeriğinde yer almaktadır.

Osman Bey tahta çıktığı yıl, iki müjdeye tanık olmuştur. Karacahisar alınmış ve oğlu Orhan Bey dünyaya gelmişti. Orhan Bey de tahta çıktığı sene babası gibi iki mutlu olayı birlikte yaşadı. Aynı yıl hem Bursa fethedildi hem de Osmanlı’nın 3. padişahı I.Murat dünyaya geldi.

Orhan ilk iş olarak kardeşi Alaaddin’e ülkenin görüşülmesini teklif etti. Osmanlı İmparatorluğu‘nun ilk siyasi ve idari kurumlarının kurucusu olan Alaaddin, bu teklifi kabul etmedi. Orhan’ı birinci mirasçı göstermiş bulunan babasının vasiyetini saygı göstererek babasının mirasının yarısını bile kabul etmeyip, sadece Nilüfer çayının batı yakasına düşen Çete vadisinde bir köyü istedi.

Bunun üzerine Orhan Bey kardeşi Alaaddin’e

“Madem ki sana teklif ettiğim atları, inekleri, koyunları almak istemiyorsun milletimin çobanı yani veziri ol” dedi.

Alaaddin bunu uygun gördüğü ve devletin yükünün ağırlığını padişahla görüştü. Savaş sanatına ilgisiz olduğundan hükümetin ihtiyaçları ile uğraştı. Kardeşi yeni fetihlerle ülke sınırlarını durmadan genişletirken o da devleti yeni kurumlarla kuvvetlendirdi.

Orhan Bey, Bursa’nın fethinden sonra muhteşem şehre gönlünü kaptırdı. İdare merkezini babasının vasiyeti doğrultusunda yeni şehirden Bursaya nakletti. Orhan Bey’in silah arkadaşları Akçakoca, Konur Alp, Abdurrahman Gazi ve Karaca Bey iznik ile İzmit’teki Rum askerlerini son derece yorduktan sonra kuzeyde Karadeniz, güneyde İzmit Körfezi ve batıda Boğaziçi ile sınırlanan yarımadaya girdiler.

Boğaziçi kıyılarına Aydos ve Semen dereye doğru ilerlediler. Semendere de kale komutanının oğlunun cenaze alayının geçmesi için kapılar açıldığında, Osmanlılar hücuma geçip komutanı esir aldılar. Sonra da İzmit hakimi kurtuluşu için gerekli fidyeyi verince ölümden yakasını kurtardı. Kaleyi Akçakoca aldı. Ondan sonra da bu bölgeye Kocaeli adı verilmiştir.

Aydos Kalesinin Fethi

Aydos Dağı’nın doğu tarafında kurulmuş bulunan Aydos Kalesi, Konur Alp ile Gazi Abdurrahman tarafından kuşatıldı. Romantik bir olaydan dolayı kalenin kapıları açılmamış olsaydı yüksek duvarları olan kalenin fethi belki de başarı sağlanamayacaktı.Komutanın kızı surların üzerinden Abdurrahman’ı görmüş hemencecik aşık olmuştu.

Bir gece düşünde onu gördü. Sonunda dayanılmaz bir duyguya yenilerek ona mektup bağlı bir taş atmaktan kendini alamadı. Bu mektupta geceleyin kaleden içeri girme yolunu tarif ediyor, ayrıca Kalenin fethine yardım edeceğine söz veriyordu. Bunun üzerine Gazi Abdurrahman, seksen kişiyle kaleye girdi ve kaleyi aldı.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Osman Gazi Kimdir?

Fetihten birkaç gün sonra Konuralp, Gazi Abdurrahman’ı komutanın kızı ile beraber Aydos’un fethi haberini Sultan Orhan’a ulaştırmak ile görevlendirdi. Orhan Bey, kızı mükafat olarak Abdurrahman’a verdi. Sonraları yiğitlikte babasına rakip olup büyük bir şöhret kazanan Kara Abdurrahman bu nikahın meyvesidir.

Bu bahadır düşmanlarını o kadar yıldırmıştı ki Rum kadınları onun ölümünden çok zaman sonraları da çocuklarını Kara Abdurrahman geliyor diye korkuturlardı. İzmit şehri 1327 de Koyulhisar’ın fethi sonrasında ele geçirilmiştir. İzmit’in, Moğol Hanı’ın nişanlısı Man Paleolog’un kardeşi Kaloyani tarafından savunmasına çalışılmasının faydası olmamıştır. Şehir alınınca da Kaloyani öldürülmüştür.

İlk Kurumlar ve Kanunlar

ilk kurumlar ve kanunlar

Ertuğrul Gazi‘nin Anadolu’da yerleşmesinden 100, Osman Gazi‘nin bağımsız bey derecesine yükselmesinden 30 ve Orhan Gazi‘nin sultanlığa geçmesinden 3 yıl sonra, Alaattin sayesinde Osmanlı sultanlığı kanunlar ve kurumlarla pekiştirildi.

Alaaddin’in ilk kanunları üç konu ile ilgiliydi. Para, kıyafet ve ordu. Doğuda para basmak ve cuma namazında hutbede adının anılması hükümdarlığın temel haklarındandır. Osman’ın adını ancak hükümdarlık sıfatını kazandığı yıl hutbe okunduğu gibi, Orhan’ın saltanatının 3. yılında Osmanlı, madeni paralar kanunu düzenlendi.

Vezir Alaaddin o zamana kadar Konya Selçukluları adına basılan akçelerin bundan sonra Orhan’ın adını taşıması gerektiğini söylemiş ve gereği de yapılmıştır. Osmanlı sikkelerinde madeni paraların da ve basımında zaman içinde birçok değişme başkalaşmalar olmuştur.

Osmanlılarda hutbe üç sefer değiştirilmiştir. İlk önce Yıldırım Bayezid Emir unvanını Sultan’a çevirmiştir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’un fethinden sonra Sultan-ül Bahreyn ve Hakan-ul Bahreyn, 2 karanın ve iki denizin sahibi niteliğini buna ekledi.

Daha sonra da Yavuz Sultan Selim Mısır’ın alınışının peşi sıra hâdim’ul-haremeyni-şerifeyn, Mekke ve Medine’nin koruyanı hizmet edeni sözleri ile bunu tamamlamıştır.

Orhan Bey’in kardeşi ve veziri Alaaddin 2. derecede kılık-kıyafet meselesini ele aldı. Bununla beraber o elbiseden çok seruşla uğraştı. Her ne kadar sonraları kaftanların, entarilerin, tören kürklerinin, şekli, kumaşı, astarı, süsleri, sıkı düzenlere bağlı tutulmuşsa da o zamanlarda sadece sarık kafaları kurcalamıştır.

Yeniçeriler ve Aylıklı Ordu

Yeniceriler ve aylıklı ordu

Vezir Alaaddin Bey’in kurumlarının en önemlisi sürekli ve aylıklı bir ordu meydana getirmesidir. Bu ordunun kuruluşu ortaçağ tarihinde sürekli orduların kurucusu sayılan Fransa kralı 7. şardan 100 yıl önce olmuştur.

Ertuğrul Bey ve Osman Bey savaşlarda yalnız Akıncı denilen Türkmen süvarileri kullanırlardı. Bunların sefere açılmadan bir süre önce toplamak gerekirdi. İlk defa Orhan Bey sürekli olmak üzere aylıklı piyadelere sahibi oldu. Kendilerine günde bir akçe, bir dirhem, gümüşün dörtte biri bağlanan bu askerlere yaya piyade adı verildi.

Onbaşı, yüzbaşı, miralay ünvanlarını taşıyan subaylar komutasında 10, 100, 1000 kişilik gruplara ayrılmışlardı. Orhan Bey kardeşi Alaaddin ve Çandarlı Kara Halil ile görüşüp danışarak, Kara Halil’in şu tasarısını benimsedi. Böylece kendilerine verilen kabarık aylıkları böbürlenen ve bazı karışıklıkları önleyici iğne körükleyen yayalara karşı da bir tedbir alınmış olacaktı.

Bu proje İslamı kabul olunacak savaş esiri Hristiyan çocuklarından meydana gelmiş bir ordunun kurulmasının dan ibaretti. Bu da “bütün doğanlar İslam fıtratı üzere doğarlar” hadisi şerifine göre İslam inancına da uygundu. Ayrıca galipler yenilenler üzerinde hak sahibi olduklarından böyle bir kuruluşla hiristiyan çocuklarını asker saflarına almak onların her iki dünyada bahtlı olmalarına hizmet olacaktı.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Yavuz Sultan Selim Kimdir?

Yeniçeriler

İşte bu yeni fikir ile kurulan orduya Yeniçeri adı verildi. (Türkçe anlamı: Yeni Asker’dir.) Boyun eğmez şeflerin idaresinde bulunan genç yeniçeriler, ilk günlerden başlayarak söz dinlemeye, yorgunluğa ve açlığa katlanmaya alıştırılırlardı. İtaat ve yiğitliklerinin karşılıklarını her halde görürlerdi. Az vakitte yeni askerin Avrupa ve Asya’da kazandıkları zaferler, kurucusunun tahmininde ne kadar isabetli olduğunu gösterdi.

İlk başlangıçta yeniçerilerin gönderiyi bir akçe iken, gösterilen yiğitlik ölçüsünde ve askerlikte geçen yılların niceliği ile orantılı olarak yükseliyordu. Bununla beraber bir yeniçerinin gündeliği ilk gündeliğinin yedi katını aşmazdı. Alaaddin Bey yeniçeriliğin düzene sokulmasından sonra ordunun diğer bölümlerini de düzeltti.

Askerin yalnızca fetihten değil korumadan da sorumlu olması için alınan yerlerin asker arasında bölüştürülmesine karar verildi. Bu usule göre o zamana kadar aylık verilen düzenli piyade askeri para yerine toprak aldı ve bu topraklar sonraları tımar şeklini kazandı. Tımarı kullanma yetkisi olanlar sefer de yolların bakımını yapmak iyi bir durumda bulundurmak zorundaydılar.

Yeniden yapılan askeri düzenlemelerle sonradan askere verilen tımarlar emekli yeniçeri subaylarının aylıklarına ayrıldı. Piyade gibi Süvari’de düzenli ve düzensiz olmak üzere bölünmüştü. Sürekli ve görevli Süvari haremi Şerif kutsal sancağını korunması için halife Hz Ömer’in kurduğu tarzı oluşturulmuş 4 alaydan meydana gelmişti. Sipahi, silahtar, ulufeci ve gureba. Bunlardan başka piyadelere benzer biçimde toprağa kullanım hakkı olan yeni bir askerde türetilmiştir. Bunlar da süvariler ve Sancak beyleri, binbaşılar, subaşılar tarafından komutaya edilirlerdi.

Bizans Saldırısı

Bizans Saldırısı

Genç diye kendisine ad takılan İmparator Andronikos, Boğaziçi kıyılarına kadar ilerlemiş olan Türklerle savaşa girme kararı alır. Zaman olarak da Osmanlıların sürülerini Uludağ yaylaya çıkardıkları mevsim seçilir. Acele olarak asker toplanır. Haziran başlarında Üsküdar’a geçerler.

Orhan Gazi Rum ordusunun hareketini duyar, piyade ve süvari ile yürür. Andronikos ordusuna bizzat kendisi komutanlık ediyordu. Üsküdar’dan Maltepe’ye ancak 3 günde gelebilen İmparator, Osmanlılara bütün kuvvetlerini toplamaya elverişli zamanda imkanı da vermiş bulunuyordu. 2 ordu Maltepe dolaylarında karşılaşırlar. Bizanslılar düşmanla ovada savaşılmasını arzular.

İznik Kuşatması

iznik kalesi

Orhan Bey önce askerlerini tepeler arasında yerleştirerek bir kısmını saklar ve en maharetli süvari okçulardan üç yüzünü savaşa katılmak ile görevlendirir. 8 bini bulan Osmanlı ordusu çok iyi bir savaş taktiği uygular. Sonuçta Orhan tepelerde ve boğazlarda gizlediği ordusunun bütünüyle komutasını kardeşi Alaaddin’e bırakıp savaşın farklı gelişmelerini iyice kontrol için tepelerin üzerinde kalır.

İmparator da kendi askerinin başına geçerek savaşa başlar. Savaş Bizans’ın yenilgisiyle sonuçlanır. İmparator kalçasından hafifçe yaralanır. Güçlükle kaçar. Orhan Bey’in elinde düşmekten kurtulur. Bir halı için de onu gemisine götürürler.

Türkler çekildikten sonra ve korkusu geçince Andronikos etrafına toplayabildi askerlerle şimdiki Tavşancıl’a döner. Türkler artık rahatlıkla İznik Kuşatması’nı başarıyla sürdürebilirdi. Orhan Gazi’nin Bursa Fethinde kullandığı savaş metodu İznik önünde de başarı sağlamasına sebep oldu. Samsa Çavuş tarafından gönderilen akıncılar, İznik duvarlarını ilk saldırış ile alınamayacak kadar kuvvetli ve yüksek gördüler.

Bunun üzerine oraya yakın Karatekin ve Targın kalelerini alarak, İznik’in yakın köyler ile irtibat yollarını kestiler. Yıllardır süren kuşatma sonunda kıtlık ve vebadan da bitkin duruma düşmüş olan şehir, bütün kuvvetleriyle orada bulunan Orhan Bey’e sadece muhafızlarının serbestçe İstanbul’a çekilebilmeleri şartı ile teslim oldu. Bu serbestlikten İznik muhafızlarının pek azı faydalanıp komutanları ile birlikte gittiler.

İlgini çekebilir diye düşündüm.  Ertuğrul Gazi

Başkanların haksızlığın dan bıkmış ve hıristiyan imparatordan çok Orhan’ın lütfundan umutlanan diğer muhafızlar, şehirde kalıp halkla birlikte Osmanlıları karşılamaya çıktılar. Orhan Bey’in buradaki davranışı yüce gönüllü, zafer haklarını akıllı bir siyaset uğruna gözden çıkarmasını bilen bir hükümdarın hareketi oldu. Böylece hesapları da beklediği sonucu verdi.

Orhan Gazi’nin Yaptığı Yenilikler

Orhan Bey Dönemi Orhan Gazi

Orhan Bey kamu yapılarını kitabelerde, kutsal sözlerle benzeyen ve böylece doğunun eski bir geleneğine uyan ilk Osmanlı Padişahı’dır. Onun sultanlık günlerinden itibaren bütün camiler, medreseler, hastaneler, çeşmeler, mezarlar, köprüler Osmanlı ülkesinin her tarafında yaptıranların adlarını ve yapılış tarihleri göstermektedirler.

Bu anıtlar üzerinde çoğu zaman Kur’an’dan alınmış ayetler yazılıdır. Ancak bunların bir kısmı da lacivert üzerine altın harflerle işlenmiş tumturaklı kafiyeleri kapsayan şiirlerle doldurulmuştur.

İlk defa olarak bir medrese yüksek dereceli okul yaptıranda Sultan Orhan’dır ki bunu camii yakınında yaptırmıştır. Kayseri’den Fakih Davut bu Medrese’nin ilk profesörü müderrisi olmuştur. Davud’a Şeyh Edebali’nin ve Çandarlı Halil’in kayın babası Kürt Tacettin halife olmuştur. Tacettinin ölümünden sonra da Alaaddin Esved daha çok yaygın adıyla Kara Hoca o göreve atanmıştır.

Orhan Gazi’ni Yaptıkları

Orhan Bey camilerden Medreselerden başka İznik’te Yenişehir kapısı yakınında bir de İmaret fakirlere aşevi yaptırmıştır. Orhan’ın kültürü ve eğitimde izlenecek planı belirlemeye elverişli olmamakla beraber, şefkati ve merhameti örnek teşkil etmiştir. Bir çok defalar onun kendi eliyle yoksullara çorba dağıttığı, kandilleri yaktığı görülmüştür.

Orhan Bey’in İslam dinini yaymak, gençleri yetiştirmek, yoksulları doyurmak, anıtlar yaptırma işlerindeki emekleri, idarenin her yönüne dikkat ve itina göstermesine hatta önemli gözüken problemlerle de uğraşmasına engel olmamıştır.

İznik’in kendi isteğiyle teslim olmasından ötürü bol ganimetlerden yoksun kalan silah arkadaşlarına mükafatıda unutmamıştır. Söz gelimi uzun bir kuşatmanın alışılmış sayılabilecek veba ve kıtlığın tesiriyle baba ve anneden, kocalarından yoksun kalan ve yarı yıkık saraylarında oturan Rum kadın ve kızlarını onlara bölüştürdü. Böylece ordusunun subaylarına bu yapıların mirasçıları ile evlenmelerine izin vererek bu ihtişamlı konutların yeniden şenlenmelerine yol açtı.

Orhan Bey İznik komutanlığını da kuşatmayı idare etmiş olan ve daha önce de Akçakoca’nın ölümünden sonra Kocaeli hükümetinde bulunan büyük oğlu Süleyman Paşa’ya verdi. Süleymanpaşa amcası Alaaddin’in ölümü üzerine Bursa Valiliğine ve devletin vezirliğine getirilir getirilmez bir hafif Süvari Tümeni ile Taraklı, Göynük ve modunu kasabalarını dolaştı. Bunlar en küçük bir karşı koymaya girişmeksizin ona teslim oldular. İznik’in düşmesinden 3 yıl sonra da Gemlik fethedilmiştir. Böylelikle Orhan Gazi kimdir sorusunun cevabını da vermiş olduk.

Orhan Gazi’nin Ölümü

Orhan Gazi babası Osman Gazi’den 16.000 km² olarak aldığı devleti, oğlu I. Murad’a 95.000 km² olarak bırakmıştır. Osmanlı Beyliği’nin kurucusu Osman Gazi ve Malhun Hatun’un oğludur.
Doğum tarihi: 1281, Söğüt
Ölüm tarihi ve yeri: Mart 1362, Bursa
Eşleri: Theodora Hatun (e. 1346), Asporça Hatun (e. 1316), Nilüfer Hatun(e. 1299)
Çocukları: I. Murad, Süleyman Paşa, Şehzade Halil, Şehzade İbrahim, Fatma Hatun, Şehzade KasımEbeveynler: Osman Gazi, Malhun Hatun
Kardeşleri: Alaeddin Paşa

Kaynak :
https://www.youtube.com/watch?v=uS-RPsnjxlk

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Veysel dedi ki:

    Osmanlı Orhan bey döneminde beylikten sultanlığa geçmiştir. Uçsuz bucaksız bir hükümdarlığın temelleri daha da sağlamlaştırılmıştır.