İstanbul’un Fethi 1453

İstanbul’un Fethi 1453 yılında Osmanlı padişahlarının arasında yedinci olan Mehmed tarafından fethedilmiştir. Peygamber efendimizin övgünüse mazhar olan, Aşsemseddin gibi bir alimin talebesi olan Türklerin atası Fatih Sultan Mehmed.

İstanbul’un Fethi 1453 yılında Osmanlı padişahlarının arasında yedinci olan Mehmed tarafından fethedilmiştir. Peygamber efendimizin övgünüse mazhar olan, Aşsemseddin gibi bir alimin talebesi olan Türklerin atası Fatih Sultan Mehmed.

Fatih Sultan Mehmed İlk kez tahta çıkışı

II.Murat 1443 yazında Karamanbey İbrahim’i Anadolu’da yenilgiye uğrattıktan sonra Ekim ayında Edirne döndüğünde Hunyadi Yanoş, Macar Kralı Ladislas ve Sırp despotu Yorgo Brankoviç önderliğinde Bir hristiyan ordusunun Tuna’nın güneyindeki Osmanlı topraklarını istila etmeye başladığı haberini aldı.

Aynı dönemde Amasya’dan Şehzade Ali’nin öldüğü haberi geldi. İki ağabeyinin erken yaştaki ölümleri sonucu Mehmet tahtının varisi oldu. Murat Hristiyan ordusunun 25 Aralık’ta izladi de durdurulmasının ardından başlayan müzakereler sırasında Mehmed’i Manisa’dan Edirne’ye getirtti. 12 Haziran 1444’te Edirne’de macarlarla antlaşma yaptıktan 1 ay sonra olduğu Mehmed’i Edirne’de sadrazam Çandarlı Halil Paşa denetiminde kaymakam olarak bırakarak hamidiri topraklarını işgal eden Karahanlıların üzerine yürümek üzere Anadolu’ya geçti ve Karamanlılar ile Yenişehir’de bir anlaşma yaptı.

Yenişehir’den ayrıldıktan sonra ağustos ayında Mihaliç’te yeniçeri ağası hızırağa ve diğer beylere tahttan oğlundan yana resmen çekirdeğini duyurdu ve ordusu Edirne’ye dönerken kendisi Bursa’da kaldı. İkinci Murad’ın 1444 yazında doğuda ve batıda barışı sağladığını düşünerek tahtan çekilmesi Edirne’de bir otorite boşluğu yaratarak Devleti buhrana sürükledi.

Dış Siyasette ihtiyatlı davranmayı tercih eden sadrazam Çandarlı Halil Paşa ile Mehmet’in etrafında toplanmış olan Şehabettin, Zağanos, Turhan Paşalar arasında rekabet baş gösterdi. Bu rekabet 1444-1453 yılları arasında Osmanlı Devleti’nde yaşanan politik gelişmelerin belirleyici etmenlerinden biri olmuştur.

Orhan Çelebi İsyanı

Ağustos başında Kral Ladislas’ın osmanlılarla yapılan barışı geçersiz sayarak yeni bir haçlı seferine çıkacağını ilan etmesi, başkent Edirne’de paniğe yol açtı ve halk şehri terk etmeye başladı. Konstantinopolis’te Rumların himayesinde olan ve Osmanlı tahtında hak iddia eden Orhan Çelebi’de bu dönemde Çatalca yakınlarında İnceğiz eve Dobruca’ya geçerek bir isyan girişiminde bulundu. Bu girişim Şahabettin Paşa tarafından önlendi ve Orhan Çelebi Konstantinopolis’e kaçtı. Aynı dönemde Başkentte kendini hurufilik taraftarlarının elçisi olarak tanıtan bir İranlı halktan epeyce bir yandaş toplamıştı.

Şehirde 700 Ev Kül Oldu

Mehmed’de iranlının öğretisine ilgi duymuş ve koruması altına almıştı. Ancak müfti Fahrettin ve sadrazam Halil Paşa’nın bu duruma tepki göstermesi üzerine Mehmed çok geçmeden desteğini çekmek zorunda kalmış ve sonunda başkentde bir hurufi katliamı yaşanmıştı. Bu sırada şehirde çıkan yangında bedestenle birlikte 7000 ev kül olmuştu. Eylül ayı sonlarında Kral Ladislas önderliğindeki hiristiyan ordusu Tuna’yı aşarak Edirne’ye doğru yürürken bir Venedik filosu da Çanakkale boğazını kapattı.

Varna Savaşı ve İç Politikalar

Sadrazam Halil Paşa’nın karısı ile ikinci Murat Anadolu Hisarı’nın bulunduğu noktadan Rumeli’ye geçerek Edirne’ye geldi ve 10 Kasım 1444’te hiristiyan ordusunun Varna’da ağır bir yenilgiye uğrattı. Varna Savaşı sırasında ve sonrasında Mehmed tahtan çekilmemişse de fiilen padişah II.Murad’tı.

Zağanos ve Şehabettin paşalar genç padişahın otoritesini güçlendirmek için Mehmed’i varna savaşına götürmek istemişler ama sadrazam Ali Paşa buna mani olmuş ve onlara karşı 2 Murad’a gerçek padişah muamelesi yapmıştı. Ancak İkinci Murat savaştan sonra oğlunun konumunu Konstantinopolis deki Orhan çelebi’ye karşı zayıflatmamak için fiili durumu hakiki bir cülus haline getirmeden Manisa’ya çekildi.

II. Murad 1446’nın mayıs ayında Sadrazam Halil Paşa’nın çağrısıyla bir kere daha Edirne’ye tahtına döndü. Bunun sebebi Mehmed’in Konstantinopolis’e saldırma planları yapıyor olmasaydı. Halil paşa kendi gücünü zayıflatıcı düşüncesiyle bu saldırıya karşı gelirken Mehmed’in yandaşı olan Zağanos ve Şahabettin bu planı destekliyordu.

Sonunda Halil Paşa bir yeniçeri isyanı düzenleyerek Mehmed ve yandaşlarını iktidardan uzaklaştırdı. II.Murad’ın yeniden tahta geçmesi üzerine II.Mehmed Manisa’ya çekildi. Zağanos Paşa da Balıkesir’e sürgüne gönderildi.

Manisa Dönemi

Fatih Sultan Mehmed’in Manisa’da ki ilk yıllarında neler yaptığına dair çok fazla bilgi yoktur. Babasının 1446’da Mora’ya düzenlediği sefere katılmamıştır. 1447 sonlarında ya da 1447 başlarında Arnavut kökenli hiristiyan bir kökenli olan Gülbahar Hatun’dan ileride padişah olacak Bayezid adında bir oğlu oldu. 1448’de macarlar ile yapılan

2.Kosova Savaşında babasına Anadolu birliklerinin önünde eşlik ederek ilk defa bir savaşta yer aldı. On yedi yaşına geldiğinde Gülbahat Hatun ile ilişkisini tasvip etmeyen babası tarafından Dulkadir Hanedanlığından Süleyman Bey’in kızı Siddi Hatun ile evlendirildi. Mehmed Manisa’da bulunduğu sıralarda oldukça başına buyruk bir biçimde hareket etmişti. Onun rızasıyla Türk korsanları Ege’de ki Venedik’lilere saldırıyordu. Hicri takvimle 852, miladi 1448-49 yıllarında selçukta kendi adına paralar bastırmıştı. 1449’un ağustos ve ya eylül ayında annesi vefat etti. 1450 yılında babasının İskender Bey üzerine yaptığı Arnavutluk seferine ve başarısızlıkla sonuçlanan Akçahisar kuşatmasına katıldı.

Fatih Sultan Mehmed ikinci kez tahta çıkışı

2. Murad, II.Murad 1451’in 3 şubat günü öldü. Mehmed babasının ölüm haberini Sadrazam Halil Paşa’nın Manisa’ya bir ulakla gönderdiği mektupla aldı. Anlatılana göre “beni seven ardımdan gelsin” diyerek atına atlayıp kuzeye doğru yola çıkmıştı.

Sultan Mehmed 19 Şubat 1451 de Edirne’de ikinci kez tahta çıktı. Çandarlı Halil Paşa’yı sadrazamlık makamında tuttu. İshak Paşa’yı da Anadolu Beylerbeyi olarak atadı ve babasının cenazesine eşlik etmek üzere Bursa’ya gönderdi. Mehmed her ne kadar Çandarlı Halil Paşa’yı görevinde bıraktıysa da artık gerçek iktidar kendisi ile birlikte lalaları Şehabettin Paşa ve Zağanos Paşa’nın başını çektiği savaşçı kesimin eline geçmişti.

Mehmed’in amacı Tuna’nın güneyindeki Balkan toprakları ile Fırat’ın batısındaki Anadolu topraklarını alarak büyük dedesi Yıldırım Bayezid’in oluşturmaya çalıştığı merkeziyetçi imparatorluğu kurmaya çalışmaktı. Ancak Bayezid’in aksine bunu yapmak için önce Konstantinopolis’i alması gerektiğini düşünüyordu. Öte yandan gerek batıda ve gerekse de doğu Roma da yeni padişah genç yaşı ve tecrübesizliği dolayısıyla ilk başta önemli bir tehdit olarak algılanmamıştı.

Bu görüş Mehmed’in 1451 de Venedik Ceneviz Cumhuriyeti, Macaristan ve Sırp despotluğu ile babasının yapmış olduğu anlaşmaları yenilemesi ile pekişmişti. Mehmed Doğu Roma’yı da babası dönemindeki dostane ilişkileri devam ettireceğini ve Süleyman Çelebi’nin Konstantinopolis’te ki oğlu Orhan için yıllık 300 bin akçe ayırdığını dile getirmişti. Mehmed’in yetersiz bir hükümdar olduğunu düşünen yalnızca hiristiyanlar değildi.

Tahta geçmesinin ardından Karamanlarlılar yerel beylikleri yeniden diriltmek üzere ayaklandılar ve Seydişehir ile Akşehir’i ele geçirdiler. Bunun üzerine 1451’in yazında Mehmed, Anadolu’ya geçti ve kısa sürede bu isyanı bastırdı. Bu sırada Mehmed’in Anadolu’da bulunmasını fırsat bilen Doğu Roma İmparatoru Konstantinos, ulakları vasıtasıyla Süleyman Çelebi’nin torunu Şehzade Orhan’ın ödeneğinin yapılmadığını ödeneğin ikiye katlanmaması halinde Orhan’ın Osmanlı Tahtında hak iddia etmesine izin vereceği tehdidinde bulundu.

Mehmed sorunu çözeceğini söyleyerek elçileri gönderdi, ancak Edirne’ye döndükten sonra Orhan için ayrılmış olan gelirleri el koydu ve Konstantinopolis’in ablukaya alınmasını emretti.

Fetih öncesi süreç

Konstantinopolis müslümanlar tarafından ilk olarak Muhammed Bin Abdullah’ı hicret döneminde evinde misafir eden sahabe Ebu Eyyub el Ensari tarafından 668-669 yıllarında kuşatılmıştır. Daha sonra bir çok farklı kuşatmaya sahne olan İstanbul, 1204 yılında haçlılar tarafından kuşatılmış ve 1261 yılına dek Latin İmparatorluğu himayesinde kalmıştır.

Kentin 15. yüzyılda Osmanlı topraklarının ortasında kalması iki kıtayı birleştirmesi ve oldukça gelişmiş bir şehir olması bölgenin Osmanlı’nın eline geçmesi ve başkent olması ihtiyacını getiriyordu. Konstantinopolis Osmanlılar tarafından ilk olarak Yıldırım Bayezit döneminde kuşatılmıştır. 1390 yılında yapılan kuşatma başarısız olmuş, Ankara Muharebesi’ne dek şehir, aralıklarla abluka altında tutulmuştur

2. Mehmed’in tahta geçtiği dönemde Anadolu’da Ankara Savaşı ile dağılan siyasi Birlik toparlanmış, Rumeli’de Fetih çalışmaları yeniden başlamıştı. 2. Mehmet’in amacı Osmanlı Devleti’ni dünya çapında güçlü bir konuma getirmek, gücüne güç katmaktı. Bu siyasi yolda önündeki ilk engel Doğu Roma İmparatorluğu ve İstanbul’un Türklerin elinde olmayışıydı. Ayrıca İstanbul bölgenin en büyük Ticaret ve Kültür Merkezi konumundaydı. Ortodoks Kilisesi’nin merkezinin de İstanbul’da olması İstanbul’un politik ve dini önemini artırmaktaydı.

2. Mehmed’in hedefi Konstantiniyye’yi fethederek oraya barışı, hoşgörüyü getirip büyük bir İslam şehri yapmaktı. 2 Mehmed kKonstantinopolis’in fethi için öncelikle deniz yardımını kesilmesi gerektiğini düşünmekteydi. Bu gerekçeyle büyük dedesi Yıldırım Bayezid in yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın karşısında Rumeli Hisarı’nı yaptırdı. Bu hisar Tuna Nehri ile Karadeniz’den gelecek yardım önlemenin yanında Osmanlı donanması için bir üst konumu üstlenecekti.

İstanbul’u kuşatacak ordunun arkasını korumak amacıyla Avrupa’da birçok stratejik birlikler gönderildi. Mora Yarımadası kuşatıldı. İstanbul’un yüksek ve kalın surlarını yıkmak amacıyla Edirne’de devrin önemli mühendisleri Musluhittin, Saruca Sekban ile Osmanlılara sığınan Macar Urban’a toplar döktürüldü. Edirne’de Konstantinopolis arasındaki yolu düzenledi ve topların geçebileceği kaliteye yükseltti. II.Mehmed’in tasarladığı aşırtma gülleleri günümüz ismiyle havan topları yapıldı.

Rumeli Hisarı’nın İnşaası

Hisarın inşaatına 15 Nisan 1452’de başlanmıştır. İş bölümü yapılarak her bölümün inşası bir ğaşanın denetimine verilmiş deniz tarafına düşen bölümün inşasında 2. Mehmed bizzat kendisi üstlenmiştir. Denizden bakıldığında sağ taraftaki kulenin yapımına Saruca Paşa, sol taraftakinin yapımına Zağanos Paşa, kıyıdaki kulenin yapımına da Çandarlı Halil Paşa nezaret etmiştir. Buralardaki kulelerde bu paşaların adlarını taşımaktadır.

Hisarın inşası 31 ağustos 1452’de tamamlanmıştır. Hisarın yapımında kullanılan keresteler İznik ve Karadeniz Ereğli’sinden taşlar ve kireç Anadolu’nun değişik yerlerinde ve siporiler, devşirme parça taş çevredeki harap Bizans İmparatorluğu yapılarından temin edilmiştir. Surun yapımında yaklaşık olarak 300 usta, 700-800 işçi, 200 Arabacı, kayıkçı, nakliyeci ve diğer tayfa çalışmıştır.

1452 yılında Mehmed Bizans İmparatorluğu’na savaş ilan etti. 28 Haziran 1452’de Rumeli hisarından 50 bin kişilik orduyla hareket etti. İstanbul surları karşısında çadırlar kuruldu. 31 ağustosa kadar ordu İstanbul’da kaldı. Ancak 31 Ağustos’ta Edirne’ye gidildi. Edirne’de eski Bizans eseri olan Macar asıllı Urban ve diğer Osmanlı top dökümcüleri şahi toplarını icat etti.

Ünlü tarihçi Joseph Von Hammer’e göre Urban topu yapma konusunda şu sözleri söylemiştir; “Konstantiniyye ve hatta babil surlarını hak ile yeksan edecek topları imal edebilirim. Ben sanatından eminim fakat topun ne kadar mesafeye gideceğini evvelden tahmin edemem.” 1452 yılının sonlarına doğru 2. Mehmet Divanı Hümayunu topladı.

Toplantıya Akşemseddin’de katılmıştı. Toplantıda ilk sözü Veziriazam Çandarlı Halil Paşa aldı. Eğer fetih gerçekleşirse Haçlı Seferi oluşacağını belirtti. Ancak Zağnos Paşa, Şehabettin Paşa, Akşemseddin ve çoğu vezir Çandarlı Halil Paşa’nın görüşüne katılmadı. Sonuç olarak da İstanbul kuşatması gerçekleşti. Bizans İmparatoru 11. Konstantin paleologos Papa 5. Nikoleya iki büyük hıristiyan mezhebini ortodoks ve katolikler birleştirmek için başvurdu. Konstantinopolis’in nüfusu da hızlı azalıyordu.

1450 yılında 70 bin ile 80 bin arasında olduğu tahmin edilen nüfus, henüz kuşatmadan önce 36.000 oluyordu. Papa 5. Nikolay ise aslen Rum olan ve Eskiden Rusya başpiskoposu olan Polonya kardinali İzidor adındaki zati gönderdi. İzidor Ayasofya’da katolik usulüne uygun bir ayin düzenledi. İstanbul halkının bir kısmı ise bu durumu kabullenemeyerek Konstantinopolis’te latin serhuşu görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederim diyorlardı.

Papa 5. Nikolay’dan Bizansa 3 kadırga ve 200 asker, savaş gereçleri ve gıda maddeleri geldi. 30 geminin de vari bildirildi. Sakız Adası’nda bulunan cenevizlilerden iki gemi ile 700 asker, Galata’daki cenevizlilerden de 300 asker, İspanya ve Adalar’dan da bazı kuvvetler gelmişti. Cenova’dan da cenevizlilerin teklifi üzerine 500 askerle bir gemi gelmişti. Ücretli Türk askeri ise nadiren bulunuyordu.

En önemlisi ise cenevizdeki guistinayi ailesinden Giovanni guistinayi 700 askeriyede yardım ediyordu. Eğer Osmanlılar yenilirse Limni Adası’na luka tayin edebilme hakkına sahip olacaktı. Toplamında ise 20.000 asker Bizans’ı koruyordu. Gıda durumu ise genellikle Mora despotluğu ve sakız Adası’ndan karşılanıyordu. Bizans ayrıca İstanbul surlarına ve Galata’dan Saray Burnu’na çekilen zincirlere çok güveniyordu.

Edirne’den Konstantinopolis’e Hareket

Fatih Sultan Mehmed şubat 1453’te dökülen iri topların İstanbul önlerine götürülmesine emretti. 60 mandanın çektiği topun iki tarafında 200’er asker yürüyor, kaymaması için çaba sarf ediyordu. Karaca Paşa komutasındaki 10.000 kişilik ordu İstanbul yakınındaki Vize, Silivri ve Ayastefanos kalelerini kuşattı.

Nisan ayına gelindiğinde ikinci Mehmed eyalet ve sancaklara orduya katılmaları için haber gönderdi. 5 Nisan 1453’te Osmanlı ordusu II.Mehmed’in komutasında İstanbul’a hareket etti. Asker sayısı 100.000 ile 140.000 arasında değişiyordu. Ayrıca önemli hocalardan Akşemsettin, Akbıyık ve Molla Gürani’de orduda bulunuyordu. 6 Nisan 1453’te 10.000 sipahi Maltepe civarında tuttu.

İkinci Mehmed’de Anadolu ve Haliç’e tutmuştu. Zağanos Paşa’da Beyoğlu’nu fethetti, Galata üzerine yürüdü. Aynı gün padişah Veli Mahmut Paşa’yı elçi olarak imparatora gönderdi. Ama barış teklifi kabul edilmedi. Konuşma söyle geçmiştir.

Mahmut Paşa: “Padişahım Murad Han oğlu Mehmed Han şehri kayıtsız şartsız teslim etmenizi ister. Şayet şehri teslim ederseniz kimsenin burnu kanamayacaktır. Bütün maliyetinizle dilediğiniz yere gitmekte serbest olacaksınız. Dinimiz karşı koymayan düşmana İyi muamele etmeyi emreder.”

11. Konstantin Palaiologos: “Benim dinimde hristiyanlığın kalbi olan bu şehri korumamı emreder. Bu kutsal beldeyi sonuna kadar savunacağım. Efendine söyle çekip gitsin, kendisini ve ordusunu ateşe atılmasın. “

Mahmut Paşa: “Biz ateşi seven bir milletiz.

Fatih Sultan Mehmed hazırlıklarını tamamladıktan sonra Bizans kralına elçi göndererek şehrin teslim edilmesini istedi. Ret cevabı üzerine 6 Nisan 1453 tarihinde İstanbul kuşatmasına başlandı. Osmanlı ordusu kenti karadan ve denizden kuşatma altına aldı. Osmanlı ordusu surlarda gedikler açtıkça Bizanslılar surları geriyor Türklerin şehre girişine İzin vermiyordu.

Osmanlı donanmasının da Bizans’a yardıma gelen Ceneviz Venedik gemilerini engel olamaması savaşın seyrini değiştirmeye başladı. Haliç ile Karaköy arasına çekilen zincirden ötürü Osmanlı donanmasının Halice girememesi savaşın seyrini Osmanlı aleyhine çeviriyordu. Bu gelişmeler üzerine Fatih Sultan Mehmed 21 nisanı 22 nisana bağlayan gece yetmiş iki parça kadırganın karadan yürütülerek Haliç’e indirilmesi emrini verdi. Dolmabahçe üzerinden Haliç’e indirilen gemilerle savaşın seyri değişmeye başladı.

İstanbul Kuşatmanın Başlaması

6 Nisan 1453’te barış şartları kabul edilmeyince kuşatma Topkapı’dan Senrumen’den başladı. 12 nisanda sürekli bombardıman başladı. 17-18 nisanda ise Prens Adaları Baltaoğlu Süleyman Paşa tarafından fethedildi. 20 Nisan’da Bizans’a yardıma gelen 5 tane rum ve latin gemisi Osmanlı donanmasını geçerek Haliç’e girdi.

Bu olay Baltaoğlu Süleyman Paşa’nın azline sebep oldu. Kaptan-ı Derya Hamza Bey oldu 1456’ya kadar. Sultan Mehmed ve kumandanlar tarafından donanmanın nasıl haliçe ulaşabileceği görüşülmeye başlandı. 2 Mehmed donanmanın karadan yürütülüp Haliç’e yürütülebileceğini belirtti.Bir çok vezir ve paşa bu duruma tepki gösterdi. Fatih Sultan Mehmed görüşlere tepki göstererek şunları söyledi.

Biz peygamber müjdesini gerçekleştirmeye geldik. Biz Sultan Murat Han oğlu Mehmet Han’ız. Allah’ın izni ve yardımıyla imkansızı mümkün yaparız. Davranın, amele bulun, usta bulun, Dolmabahçe’den Beyoğlu sırtlarına doğru geniş bir yol açın. Yol boyunca kazakları döşeyin. Cenevizlilerden yağ alıp kazıkları yağlayın. Ama çok gizli tutun. Bizans bu durumu fark etmemeli.

Gemilerin Karadan Yürütülmesi

Bunun üzerine 67 parçalık donanmanın Haliç’e indirilmesi kararlaştırıldı. Dolmabahçe’den Beyoğlu sırtlarına uzanan bir yol yapıldı. Kazıklar döşenip yağlandı. Gemilerin altına konulacak arabalar hazırlandı. Çok sayıda manda ve öküz sağlandı. Cenevizli casuslarda yoğun çalışmayı görüyor ama kestiremiyorlardı. Bu sırada Molla Gürani yanında talebeleriyle geldi.

Molla Gürani fethin Sultan Mehmed’e gerçekleşeceğini belirterek “hünkarım fetih size nasip olacak, sakın vazgeçmeyin, müridlerimle geldim.Kefenlerimiz boynumuzdadır. Ölene kadar fetih yolunda yürümeye andımız var.” dedi.

Bir gece içerisinde donanma Haliç’e indirildi. 22 Nisan’da donanma Haliç’ten ateşe başladı. Bizans başkumandanı olan Giovanni Giustiniani ise donanmanın Haliç’e indirilmesine inanamıyordu. Ayrıca bu sırada İstanbul’a padişahın emriyle Zağanos Paşa tarafından köprü yapıldı. ikinci Mehmed Konstantinopolis’i almak istiyordu fakat bu hiç de kolay olmayacaktı.

Şahi Toplarının Dökülmesi

Ancak deki Mehmed’in tutkusu büyüktü. Bu tutku dehası ve zekası ile birleşince ilk havan topu olan şahi topları döküldü. Bu toplar Fatih’in kuşatma esnasında sabaha yakın bir zamanda Bizans surlarında gedikler açmıştır. 2 Mehmed’e Bizans İmparatorluğu tarafından elçiler gönderirdi.

İmparator teklifte bulunarak “kuşatma kaldırılırsa padişahın istediği kadar vergi vermeye hazırım. Konstantinopolis surlarına kadar olan bütün topraklarda kendilerinin olsun. Ayrıca şehrin güvenliğinden sorumlu padişah tarafından tayinine hazırım dedi.

Ancak Fatih Sultan Mehmed Han bu teklifi kabul etmeyerek şu cevabı verdi. “Efendinize söyleyin direnmeyi bırakıp şehri teslim etsin. Bunu yaparsa moranın hâkimiyetini kendisine ihsan edeceğiz. Razı olmaszsa şehre zorla gireceğiz. Biz Sultan Murad Han oğlu Mehmed Han olarak. Peygamber müjdesi peşindeyiz.”

25 Mayıs günü Meryem’in tasvrinin Konstantinopolis’te dolaştırılacağı bildirildi. 26 Mayıs cumartesi günüde Meryem’in tavsiri nehir boyu dolaştırılmaya başlandı. Eğri kapıya girerken tasvir yüz üstü yere düştü. Hristiyanlar korkuya kapıldı. O sırada ani bir fırtına koptu. Sağnak yağmur başladı. Halk bu olayı kötüye yorarak Meryem anada osmanlılardan yana, artık şehrimizi korumuyor dediler.

Osmanlı Donanması Haliçe indirildi

Osmanlı donanmasının Haliç’e indirilmesi ile birlikte savaşın seyri Osmanlılara döndü. İstanbul’a 19 Nisan, 6 Mayıs ve 12 Mayıs’ta büyük hücumlar düzenlendi fakat şehir ele geçirilemedi. Kuşatma oldukça uzun sürmüş, Osmanlı askerleri moralsiz ve kötü duruma düşmüş, bu gelişmeler üzerine ikinci Mehmed 29 Mayıs’ta Büyük Taarruz için emir verdi. 29 Mayıs’ta günün ışıkları ile başlayan taarruz sonucu Ulubatlı Hasan’ın Bizans surlarına çıkarak Osmanlı sancağını dikmesiyle Osmanlı ordusu moral kazandı ve savaşa topyekün karşılık verdi. Açılan gediklerin kapatılmaması ve Osmanlı ordusunun topyekün saldırısı karşısında Konstantinopolis 29 Mayıs 1453 Salı günü II. Mehmed’in önderliğindeki Osmanlı birliklerine teslim oldu.

İstanbul Fethedildi

Konstantinopolis’in alınmasıyla birlikte topların deldiği surlardan içeri giren ikinci Mehmed halkın sevgi gösterisiyle karşılandı. Fetihten sonra ikinci Mehmed Fatih ünvanını aldı ve Fatih Sultan Mehmed olarak anıldı. II. Mehmed 28 mayısı 29 mayısa bağlayan gece Akşemseddin’e Konstantinopolis hakkındaki görüşlerini öğrenmek için Ahmet Paşa’yı gönderdi.

Akşemseddin ise şehrin yarın fethedileceğini söyledi. Konstantinopoliste ise 11. Konstantin Ayasofya’dan çıkınca askeri mevkileri dolaştı. Halkı ve askerleri heyacanlandıracak konuşmalar yaptı. Osmanlı tarafının kesin hücuma kalkacağı, Galatadaki Cenevizlilerle Osmanlı rumları tarafından 11.Konstantine bildirilmişti. II. Mehmed ise 29 mayıs günü şehrin fethedileceğini belirterek “Ya Bizansı alırım, ya da Bizans beni” demişti.

29 Mayıs sabahı namazını kıldıktan sonra atına binen II.Mehmed maiyetiyle birlikte ön safa geldi. Verilen emirlerle toplar ateşlendi. Osmanlı ordusu hücuma başladı. Lağımcılar kaleyi  patlatmaya çalışırken Bizans askeri de Kaynar katralanları surların üzerinden Osmanlı askerlerine döküyordu. Padişah ise Topkapı önlerinde demir topuzla savaşıyordu. Bu sırada Giovanni Giustiniani ağır yaralandı.

Konstantinden tedavi için izin istediği zaman Konstantin; – yaranız ağır değildir bununla beraber buradan nasıl çıkacaksınız diye sordu. Giovanni ise Cenabı Hakk’ın Türkleri açmış olduğu yolu takip edeceğim dedi. Ardından da Galata’ya sığındı ve orada öldü. 700 kişilik birliği ile gelen Giovanni bölgeyi terk edince Bizans Ordusu iyice bozulmaya başladı. Ulubatlı Hasan adlı bir yeniçeri ise 30 arkadaşıyla kaleye tırmanıyordu.

Bizanslılar 8’ini ok ve top atışlarıyla vurmuşsa da 22 kişi surlara tırmandı ama kısa sürede ok ve top atışlarında yaralandı. Ulubatlı Hasan ise sancağı kaleye dikti ancak o darbeleri ve açılan ateşlerle orada vefat etti. Söylediği son söz ise, “Allah’ım bu sancağı buradan indirme idi.” Bir yeniçeri müfrezesi Ulubatlı Hasan’ın naaşını 2. Mehmed’in huzuruna getirir.

Padişah cenazeyi gözlerinden öperek “Eğer Sultan olmasaydım Ulubatlı Hasan olmak isterdim.” demiştir. Bu sırada imparator öldü. İmparatorun ölümüyle ilgili çeşitli rivayetler vardır. Aynı zamanda bediahtlardan kantakuzende ölmüştür. İkinci Mehmed Topkapı’dan şehre girdi.

Böylece şehir fethedildi. İkinci Mehmed Fatih ünvanını aldı. Bu sırada Giritli askerler bahçede halen çatışma içindeydi. Fatih bunları görünce silahları ile beraber Girit’e dönmelerine izin vermiştir. Daha sonra Bizans patriğine telkin ederek “ben Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki bugünden itibaren ne hayatınız ve de hürriyetiniz hususunda benim gazabımdan korkmayınız.” dedi ve sancağı burçlarda gördüğüne sevinerek aciz fakir kulun Mehmed’e bugünleri gösterdiğin için sana şükürler olsun Rabbim dedi.

Konstantinopolis halkının bir kısmı ise hala umutluydu. Çünkü Çemberlitaş sütunu inançlarına göre Türklerin şehri girmesini önleyecekti. Ancak Çemberlitaş’ta geçildi. Ayasofya’ya varıp camiye çevrilmesi emri verildi. Çandarlı ailesi öteden beri Osmanlı Devleti’ne büyük hizmetler vermişti.Ancak Çandarlı Halil Paşa’nın Bizans ile anlaştığı söylentileri yayılıyordu.

Çandarlı Halil Paşa’nın idamı

Ayrıca Çandarlı Halil Paşa’nın kuşatma sırasında kuşatmanın kaldırılması yönünde teklifleri de olmuştu. Fatih o zaman için olayın üzerine yürümemişti. Bizans’ın son nogedükü Logas Notaras’a niye bu kadar direndiklerini sorduklarında da, Çandarlı imparatorluğumuza gizlice dayanmamızı istemişti, demesi üzerine soruşturma büyüdü ve Çandarlı önce tutuklanıp sonrada 10 teemuz 1453’te idam edildi.

Edirne’de ki idamına kadar Yedikule Zindanları’na kapatıldı. Çandarlı Halil Paşa bir baş vezire yakışır şekilde zindandaki hücresinde ağırlandı. Son ana kadar idam edileceğine inanmayarak direndi. Çünkü kendisinden önce idam edilmiş  başka bir vezir yoktu. Üstelik ailesi kısa aralıklarla tam 154 yıldır iktidardaydı. Gerçekten de zindanda bulunduğu bir buçuk ay boyunca Zağanos Paşa aleni olarak etrafındaki Türk beyliklerinin hain olduklarını başarılı bir propaganda ile yaymış, kilit noktalardaki diğer Türk paşaları ve beylerinide benzer akibetlere sürüklemişti. Çandarlı’nın 120bin lükalık hazinesi ve tüm varlığı müsadere edildi. Böylelikle osmanlı devletinde devşirmelerin hakimiyet kuracağı dönem açılmış oldu. Sadrazamlığa Veli Mahmud Paşa getirildi.

İstanbul’un Fethinin Avrupa’daki Yankıları

İstanbul’un fethi Avrupa’da büyük yankı uyandırdı. Başta Sırbistan ve Vatikan prensliği sıranın kendilerine geldiğini düşünmekteydi. Papanın önderliğinde bir haçlı ordusu toplanmak istendiysede Avrupa’nın o dönemde iç siyaset karışıklıklarından ötürü bu gerçekleştirilemedi. Yunanlılar Bizans’lıların mirasçı olduklarını iddia ettiler. Bu iddialar üzerine Bizans’ın yaşayan son prensleri Mora Yarımadası’nda Fatih’in emriyle öldürüldü.

İstanbul’un fethiyle bir çok bilim adamının İstanbul’dan Avrupa’ya kaçarak Rönesans harekatını başlattıkları iddia edilmektedir. Ancak Bizans’lı bilim adamlarının Konstantinopolis’te iken bu Rönesans hareketlerini neden başlatamadıkları tartışma konusudur. Fethin hemen ardından Mehmed şehrin onarımına başladı. Amacı Doğu Roma’yı yıkmak değil, onu Osmanlı yapısı içinde diriltmekti.

Kuracağı imparatorluk bir İslam Devleti olmakla birlikte Doğu Roma gibi kozmopolit bir yapıya sahip olacaktı. Bu amaçla şehirde Rum Ortodoks Patrikhanesi ve Ermeni Patrikhanesi bulunması gerektiğine karar vermişti. 6 Ocak 1453’te Yorgos Polaris yeni Ortodoks patriği olarak atandı. Bu yolla Mehmed Ortodoks Kilisesi ve Katolik kilisesinin birleşmesini de engellemek istiyordu. Ayasofya camiye çevrildiğinde patriğe resmi makam yeri olarak Havariyun Kilisesi verilmişti.

Aynı sıralarda şehirdeki yahudilerin hahambaşı olarak Moşe Kapsali atandı. 1461 yılında ise Bursa başpiskoposu Hoavakin İstanbul Ermeni patriği olarak atandı. Mehmed, Theodosius forumunun olduğu yerde ilk sarayının inşasını başlattı. Daha sonraki yıllarda Sarayburnu’nda Topkapı Sarayı’nı inşa ettirdi. Fatih İstanbul’un fethi sırasında ve ilk tahta geçtiğinde ikinci Mehmed hanı sabırsız deneyimsiz gördüğünden sergilediği tutumları nedeniyle Çandarlı Halil Paşa’yı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirne’de idam ettirdi. Böylece herkes genç Hakan’a boyun eğdi.

Yeni Fetihler

İstanbul’un fethinden sonra osmanlılara bağlığından ve ele geçirdiği bazı kaleleri geri veren sıprlar macarlarla iş birliği yaparak yeniden düşmanlıklarını göstermeye başlamışlardı. Bunun üzerine 1454-1457 arasında üç kez Sırbistan’a sefer düzenlendi. Belgrad dışındaki bütün toprakları ele geçirildi. Sırp kralının ölümü ile başlayan taht kdavgalarının mücadelelerinden faydalanan Osmanlılar srıpları vergiye bağladılar.

Taht kavgalarının yeniden alevlenmesi üzerine Mora seferinde bulunan Fatih sırt meselesine son verilmesini emretti. Mahmut Paşa 1459 da başkentleri Semendire’yi ele geçirerek Semendire Sancak beyliğini oluşturdu. Böylece Sırbistan’da 350 yıl sürecek Osmanlı hakimiyeti başlamış oldu. İstanbul’un fethinden sonra Bizans İmparatoru 12. Konstantin’in oğulları rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Mora’da Osmanlıların yardımına istemişlerdi.

Turahanoğlu Ömer Bey akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora’ya istila niyetlerini bilen Fatih, 1458 de harekete geçti. Korenti ele geçiren Fatih Mola’nın bir kısmını merkeze bağlayarak burada bir Sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Kardeşi Dimitrios’a karşı arnavutların desteğini alan Thomas’ın Osmanlılar ile yapılan anlaşmayı bozmasın üzerine iki kez moraya sefer düzenlendi.

Thomas osmanlılarla yapılan anlaşmayı bozması üzerine ikinci kez Mora’ya sefer düzenlendi. Thomas papanın yanına kaçmak zorunda kaldı. Bölgeye çok sayıda Türk yerleştirildi. Venedikliler bölge halkını Osmanlılara karşı ayaklandırmaya çalışıyorlardı. Ancak bunda başarılı olamayan Venedik, Osmanlı Kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı.

Anadolu seferine çıkan Fatih cenevizlilerin önemli üslerinden Amasra’yı Candaroğullarının elindeki Sinop’u adlı. Fatih Sultan Mehmed 1477 de Kırım hanlığını Osmanlı Devleti’nin egemenliği altına aldı. 1479 da bir anlaşma yaparak Venedikle 16 yıllık savaşa son verdi. Venedik arnavutluktaki kaleleri Osmanlılara bıraktı, karşılığında Mora’da ki bazı iskelelerden yararlanma imkanı elde etti.

Fatih Venedik ile anlaşmaya varınca İtalya’nın öteki önemli kent devletlerine savaş açtı. 1480’de İtalya’nın güneyindeki Oturanto limanını ele geçirdi. Oturanto Roma’ya giden yolda köprü başı olduğu için bu olay Avrupa’da büyük yankı uyandırdı.

Bosna-Hersek Seferleri ve Bosnalıların Müslüman Oluşu

Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna kralının alaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp’ten harekete geçen Fatih, Sadrazam Mahmud Paşa ve Turahanoğlu Ömer Bey’e Bosna’nın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna kralı Osmanlı hakimiyetini yeniden tanıdı. Ancak Şeyhülislam’ın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna sancak beyliği oluşturuldu.

Fakat ordunun İstanbul’a dönmesi üzerine aynı yıl Macar kralı Bosna’ya girdi. İkinci kez düzenlenen sefer ile Osmanlılar Yayçe dışında  bütün kaleleri ve şehirleri yeniden ele geçirdiler. Bosna seferleri esnasında Hersek kralı Stefan’da ülkesinin bir kısım toprağının osmanlılara doğrudan bağlanmasının şartıyla tahtında bırakılmıştı. Ancak 1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı haline gelecektir.

Fatih Sultan Mehmed Bosna’yı Osmanlı topraklarına kattığı zaman, Bogomir mezhebindeki Bosna’lılara çok iyi davranmıştı. Hem Katolik hem de ortodoksların kendi kiliselerini almak için baskı yaptıkları bogogiller bu sebeple Osmanlı yönetimine sıcak bakmışlar ve kendilerine sağlanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla müslüman olmuşlardı. Bu müslüman bosnalılara Boşnak denilmektedir.

Fatih Sultan Mehmed döneminde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi macarlar denizde ise venedikti. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla tek başlarına baş edemeyeceklerini bildiğinden doğrudan bir savaşı göze alamamış, Fatih’de tabii sınırı olan Tuna’yı geçmeyi düşünmemiştir.

Ancak akıncılar vasıtasıyla Macaristan’a güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti’de Osmanlılar ile doğrudan karşılaşmaktan ise Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı seçmiştir. Güçlü donanmasıyla Mora ve Ege’deki Adalarıa sahip olmak isteyen Venedik, Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.

Fatih’in Bosna Fransiskanları’nın özgürlüğü ile ilgili Fermanı

“Ben Sultan Fatih. Bundan böyle bütün dünyaya ilan ediyorum ki, Bosna Fransiskanları bu ferman ile benim korumam altındadır. Ve emrediyorum ki, kimse bu insanlara ve kiliselerine zarar vermeyecek. Devletimde barış içinde yaşayacaklar. Göçmen haline glemiş bu insanlar güvende ve özgür olacaklar. Devletim sınırları içerisinde olan manastırlarına geri dönebilirler. Devletimden hiçbir önemli kimse vezirler, katipler veya hizmetkarlar onların izzetlerini kıracak ya da onlara zarar verecek bir şey yapmayacaklar. Kimse onlara hakaret etmeyecek, tehlikeye atmayacak, ya da kendilerine veya mallarına veya kiliselerine saldırmayacak. Ayrıca bu insanların kendi memleketlerinden getirdikleri şeyler ve kimseler de aynı haklara sahiptir. Bu fermanı buyurarak gökleri ve yeri yaratan Allah’ın ve O’nun Resulu’nun ve O’ndan önceki 124.000 peygamberlerin adına kılıcım üzerine yemin ederim ki hiç bir vatandaşım bu fermanın aksine hareket etmeyecek!

Eflak ve Boğdan Seferleri

Yıldırım Beyazıt zamanında vergiye bağlanan Eflak prensliğinin başına Fatih tarafından Vlad, Kazıklı Voyvoda getirilmiştir. Osmanlılara bağlı görünen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu. Vlad’ın Fatih’in elçilerini kazağı oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih Eflak’a bir sefer düzenledi.

Boğdan’dan da yardım alan Osmanlı Kuvvetleri Voyvoda’yı uzun süre takip etti. Neticede sığındığı macarların osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad’ı esir etmeleriyle mesele çözüldü. Fatih Voyvodalığa Radul’u getirdi. ve Eflak bir Osmanlı eyaleti haline geldi.

1455 den itibaren Osmanlı hakimiyetini tanıyan Boğdan prensliği nin kefenin fethinden sonra izlediği düşman Ve Siyaset üzerine Osmanlı kuvvetleri 1475 yılında güzel Racova savaşında yenilmesine rağmen, 1476 da Boğdan’a girdi.

Fatih Sultan Mehmed’in bizzat başında olduğu Osmanlı Kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan’da yeniden Osmanlı hakimiyetini tanımış oldu. Fatih’in bizzat başında olduğu Osmanlı Kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan’da yeniden Osmanlı hakimiyetini tanımış oldu.

Arnavutluk Seferleri

Papalık ve Napoli krallığının desteği ve kışkırtmasıyla harekete geçen Arnavutluk hakimi İskender Bey vur kaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen birinci seferde ilbasan kalesini yaptırıp içine asker yerleştiren Fatih, Balaban Paşa’yı bölge için görevlendirerek geri döndü.

Ancak papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşa’yı şehit etti ve ilbasan kalesini kuşattı. Bunun üzerine Fatih İkinci Arnavutluk seferine çıktı. Ele geçirilen topraklar de yeni garnizonlar oluşturuldu.

Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu Cihan geçmiştir. Arnavutlukta başlayan kargaşa sebebiyle Fatih 3. kez Arnavutluk seferi başlattı. Arnavutların elinde kalmış olan Knoya ve işkodra kuşatıldı. Nihayet 1479’da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti durumuna geldi.

Trabzon Rum Devletinin Yıkılışı

1461’de Pontus devletinin Trabzon İmparatorluğu’nun başkenti Trabzon’u ele geçirdi ve bu devletin varlığına sona verdi. 1462’de yeniden Rumeli seferine çıktı eflakı Osmanlı Devleti’ne bağladı ve 1463’te Bosna’yı tamamen ele geçirdi. Aynı yıl Ege Denizi’ndeki Midilli Adası’na alınca venediklilerle arası açıldı.

Bu olay 1479 e kadar sürecek olan savaşında başlangıcı oldu. Fatih’in Ege’de fethettiği Adalar Taşöz, Eğriboz, Limdi, Semadirek, İmroz, Midilli ve Teredos’tur. 1465 de Hersey’in büyük bölümünü, 1466’da da Arnavutluk’ta ki bazı kaleleri fethetti.

Fatih’e Karşı Karamanoğulları ve Akkoyunlular İttifakı

Osmanlı Devleti’nin gelişen bu gücü karşısında Karamanoğulları, Doğu Anadolu’daki Akkoyunlular ile ittifak kurdu. Fatih 1466 da yeni bir Anadolu seferine çıktı. Karamanoğulları’nın başkenti Konya’yı ele geçirdi. Ama İstanbul’a dönünce Karamanoğulları Osmanlılara geçen yerleri geri aldılar.

Sonradan sadrazam olacak olan Gedik Ahmet Paşa 1471’de Karamanoğulları’nı bir kez daha yenilgiye uğrattı. Akkoyunlular Karamanoğulları’nı desteklemeye devam ettiler. 11 ağustos 1473 de Otlukbeli Savaşı’nda Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı ağır bir yenilgiye uğrattı. Ertesi yılda Karamanoğulları beyliğini tamamen ortadan kaldırdı.

Fatih Sultan Mehmed’in Vefatı Ölümü

Fatih 1481’de Anadolu’ya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481’de Maltepe’deki ordugahında öldü. Niksir hastalığından vefat ettiği sanılmakla birlikte zehirlendiği de söylenir. Öümünden sonra oğlu Bayezid tahta çıktı.

Fatih Camii’ndeki Türbesi’nde yatmaktadır. Seferi nereye düzenlediği tam olarak bilinmemektedir. ZiraFatih bu bilgiyi seferin güvenliği açısından çok gizli tutuyor ve kimseye söylemiyordu. Ancak tarihçiler seferin Mısır’a ya da Roma’ya olacağı yönünde tahminler yürütmektedir.

Ama başka kitaplar ve tarihçiler ise  farklı yerlere fethi düzenleyici görüşündeydi. Birlikleri Üsküdar’da topladığı ve hazırlıkları başlattığı için seferinin İtalya’ya olma olasılığı günümüz tarihçileri tarafından makul bulunmamaktadır. Fatih Sultan Mehmed öldümünden sonra Papa iki üç gün boyunca tüm kiliselerin çanlarını çaldırmıştır.

Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’a Girişi ve Resmi

Kaynak:  https://www.youtube.com/watch?v=_3ElmI_KCaQ

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.